reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9835 %0.04
51,5078 %0.1
7.537,38 % 0,01
3.019.063 %4.128
İşçi Haber Ekonomi Doların tahtı sallanıyor: Altın 30 yıl sonra zirvede!

Doların tahtı sallanıyor: Altın 30 yıl sonra zirvede!

Yabancı merkez bankalarının altın rezervleri yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşarak ABD Hazine tahvillerinin toplam değerini aştı. 1990’lardan bu yana ilk kez yaşanan bu tablo, küresel rezervlerde dolardan uzaklaşma eğiliminin en net göstergesi olarak yorumlanıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Merkez bankalarının aralıksız altın alımları ve fiyatlardaki güçlü yükseliş, küresel rezerv kompozisyonunda yaklaşık 30 yıl sonra kritik bir kırılmaya yol açtı. Altın, yabancı merkez bankalarının portföylerinde ABD Hazine tahvillerini geçerek dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldi. Bu gelişme, yalnızca piyasa fiyatlarını değil, aynı zamanda küresel güvenin yönünü de işaret ediyor.

Rezervlerdeki dönüşüm rakamlarla ortaya kondu

Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) son verilerine göre, yabancı merkez bankalarının elinde bulunan altının toplam değeri 4 trilyon dolara yaklaşırken, yabancıların tuttuğu ABD Hazine tahvillerinin değeri yaklaşık 3,9 trilyon dolar seviyesinde kaldı. Altının tahvilleri son kez geride bıraktığı dönem 1990’lı yıllar olarak kayıtlara geçmişti.

Tarihsel dağılıma bakıldığında; 1992’de altının rezervlerdeki payı yüzde 29, ABD tahvillerinin payı yüzde 23 düzeyindeydi. Sonraki yıllarda bu tablo tersine döndü ve altının payı 2005’te yüzde 9’a kadar geriledi. 2011 sonrası yeniden başlayan kademeli yükselişle altın, 2020’de yüzde 20 seviyesine ulaştı. 2025 itibarıyla ise altının payı neredeyse dörtte bire yaklaşırken, ABD tahvilleri yüzde 23’te kaldı.

Dolardan uzaklaşma hız kazanıyor

Bu tarihi dönüm noktası, altın fiyatlarının kısa süreliğine ons başına 4 bin 500 doların üzerine çıktığı sert rallinin hemen ardından geldi. Jeopolitik riskler, mali sürdürülebilirliğe dair kaygılar ve güvenli liman arayışı, 2025’te altının yaklaşık yüzde 65 oranında değer kazanmasına neden oldu. Bu ivme 2026’ya da taşındı ve yılın ilk haftasında fiyatlar yeniden 4 bin 500 dolar seviyesini test etti.

Dolarizasyondan arınma süreci derinleşiyor

WGC, 2025 yılında merkez bankalarının net altın alımlarının 1.000 ton civarında gerçekleşmesini bekliyor. Uzmanlar bu eğilimi, dolar bazlı varlıklardan uzaklaşarak altına yönelimi içeren daha geniş bir “dolarizasyondan arınma” sürecinin parçası olarak değerlendiriyor. Bretton Woods sonrası dönemde ABD tahvilleri ön plana çıkarken, 2022’den bu yana resmi altın alımlarının yeniden hız kazanması dikkat çekiyor.

Getiriden çok güvenlik ön planda

Uzmanlara göre merkez bankaları artık rezerv tercihlerinde getiriden ziyade jeopolitik dayanıklılığı ve yaptırım risklerine karşı bağışıklığı esas alıyor. Karşı taraf riski taşımayan ve itibari para sistemine bağlı olmayan altın, bu nedenle yeniden rezervlerin merkezine yerleşiyor. Bu yön değişimi, ani bir karar değil; döngüsel ancak kalıcı bir yeniden dengeleme sürecine işaret ediyor.

Yaptırım riski altını öne çıkarıyor

JP Morgan, artan siyasi kutuplaşma ve yaptırım risklerinin doların küresel rezerv para algısını zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Bankaya göre, son dört yılda hızlanan merkez bankası altın alımları, bu yapısal değişimin en somut göstergesi niteliğinde.

JP Morgan, 2026 yılında merkez bankalarının altın alımlarını 755 ton seviyesinde öngörüyor. Bu rakam, son yıllardaki rekor alımların altında kalsa da tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bulunuyor. Beklenen düşüşün yapısal değil, fiyat seviyeleri nedeniyle “mekanik” olduğu vurgulanıyor.

Hedef 4 bin 800 dolar mı?

Morgan Stanley, düşen faiz beklentileri, ABD Merkez Bankası’ndaki olası liderlik değişimi ve güçlü merkez bankası talebini gerekçe göstererek altının yılın son çeyreğinde ons başına 4 bin 800 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.

Kaynak: Ekonomim