reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4673 %0.28
51,2527 %-0.02
6.310,70 % 1,02
2.975.778 %-3.495
İşçi Haber Gündem 11,5 Milyar Yıl Öncesine Ait Çubuklu Sarmal Galaksi Nasıl Keşfedildi?

11,5 Milyar Yıl Öncesine Ait Çubuklu Sarmal Galaksi Nasıl Keşfedildi?

Yeni keşfedilen 11,5 milyar yıllık çubuklu sarmal galaksi, evrende gökadaların gelişim sürecine dair önemli bulgular sunuyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Gökadalar, evrende bir anda “tamamlanmış” yapılar olarak ortaya çıkmamıştır. Zaman içerisinde, daha düzensiz ve karmaşık evrelerden geçerek günümüzde sıkça gözlemlenen yapıları kazanmışlardır. Ancak bazı uzak gökadalar, beklenenden çok daha erken bir dönemde gelişmiş görünümleri ile astronomların dikkatini çekmektedir. Şimdiye kadar gözlemlenen en eski çubuklu sarmal gökada da bunlardan biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Sarmal gökadalar, yıldızlarını düz bir disk içinde sarmal kollara düzenleyen yapılar olarak tanımlanmaktadır. Bazı örneklerde gökadanın merkezi daha küresel bir form alırken, bazılarında “çubuk” adı verilen uzamış bir yapı gözlemlenmektedir. Samanyolu da çubuklu sarmal gökadalar arasında yer almaktadır.

James Webb Uzay Teleskobu ile Keşfedilen Gökada

Bilim insanları, COSMOS-74706 adlı bu çubuklu sarmal gökadanın ışığının yaklaşık 11,5 milyar yıl öncesinden geldiğini tespit etmiştir. Uzay cismi, James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile gözlemlenmiştir. Elde edilen görüntülerde hem sarmal yapı hem de merkezdeki çubuk belirgin biçimde seçilmektedir.

Gözlemler bununla da sınırlı kalmamış, araştırma kapsamında tayfölçümsel (spektroskopik) analiz de gerçekleştirilmiştir. Gökadanın ışığı bileşenlerine ayrılarak farklı kimyasal içerikler incelenmiş ve kırmızıya kayma (redshift) değeri belirlenmiştir. Kırmızıya kayma, evrenin genişlemesi nedeniyle uzak gökadaların ışığının daha uzun dalga boylarına kayması anlamına gelir ve bu kayma, gökadanın ne kadar uzakta olduğunu hesaplamada kullanılmaktadır.

Gökadanın Evrim Sürecindeki Önemi

Bu gökadanın oldukça uzak bir konumda olduğu ifade edilmektedir. Pittsburgh Üniversitesi’nde lisansüstü araştırmacı olan Daniel Ivanov, bulgularla ilgili açıklamasında, “Bu gökada, evrenin doğumundan 2 milyar yıl sonra çubuk yapılar geliştiriyordu.” şeklinde bilgi vermiştir. Büyük Patlama’dan 2 milyar yıl sonra bu durumun gerçekleştiği belirtilmiştir. Bu, tayfölçümsel olarak doğrulanmış, merceklenmemiş, en yüksek kırmızıya kayma değerine sahip çubuklu sarmal gökada olarak kaydedilmiştir.

Araştırmacılar, bazı modellere göre çubuklu sarmal gökadaların bu örnekten yaklaşık 1 milyar yıl daha erken dönemlerde de oluşmaya başlayabildiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla, daha yaşlı örneklerin bulunmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir. Ancak bu kadar erken bir dönemde bu tür gökadaların yaygın olmasının beklenmediği de belirtilmektedir.

Çubuk Yapının Gökada Evrimindeki Rolü

Ivanov, bu noktaya da şu sözlerle değinmiştir: “İlke olarak, bunun bu tür nesnelerden çok sayıda bulmayı bekleyeceğiniz bir çağ olduğunu düşünmüyorum. Çubuk oluşumunun zaman ölçeklerini sınırlandırmaya yardımcı oluyor. Ve gerçekten çok ilginç.” Araştırmacılara göre merkezdeki çubuk, gökadanın genel evriminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu yapı, gazı ve maddeyi gökadanın merkezine doğru yönlendirebilmektedir.

Merkezde yer alan süper kütleli kara deliğin bu sayede “beslenme” dönemleriyle büyüyebileceği; bu süreçte açığa çıkan yüksek enerjinin de gökada ölçeğinde rüzgârlar oluşturabileceği ve yıldız oluşumunu baskılayabileceği ifade edilmektedir.