İsveç'in Oknö Adası'nda yaşayan Karolina Olsson, 14 yaşında girdiği derin uykudan tam 32 yıl sonra uyandı. Tıp dünyasında hâlâ yanıt bulamamış bu olağanüstü olay, onu tarihin en gizemli vakalarından biri haline getirdi.
karolina nasıl uykuya daldı?
Karolina Olsson, 29 Ekim 1861’de İsveç’in doğusunda, Baltık Denizi’ndeki Oknö Adası’nda dünyaya geldi. Beş çocuklu bir ailenin tek kız çocuğu olan Karolina, dört erkek kardeşinin aksine eğitim hayatına geç katıldı. Kardeşleri okula devam ederken Karolina, ev işlerinde annesine yardım ediyordu. Ancak öğrenme isteği baskın çıktı ve ailesinin onayıyla okula yazıldı.
Henüz eğitimine yeni başlamışken, 18 Şubat 1876’da okuldan eve dönerken buz tutmuş bir nehirde kayarak kafasını çarptı. Vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar oluşan Karolina, kısa süre sonra baş ağrısı ve şiddetli diş ağrısı şikayetleriyle yatağa mahkûm oldu. Bu olay, onun yaşamını ve tıp tarihini değiştirecek sürecin başlangıcı oldu.
giderek halsizleşen Karolina bir sabah uyanmadı
Kazadan sonraki günlerde Karolina giderek daha fazla halsizleşti ve bir sabah uyanmadı. Ailesi başta bu durumu geçici bir rahatsızlık olarak görse de günler, haftalar ve aylar geçtikçe genç kız hâlâ uyanmamıştı. Nefes alıyor, yaşam belirtileri gösteriyor fakat hiçbir fiziksel ya da sözlü tepki vermiyordu.
Annesi, Karolina'nın kişisel bakımını aksatmadan sürdürüyor, onu her gün temizliyor ve besliyordu. Genç kıza yalnızca süt ve şekerli su veriliyordu. Yerel halk durumu öğrendikçe merak arttı; ziyaretçiler Karolina'yı uyandırmaya çalıştı ancak sonuç değişmedi. Durum tıp dünyasının da ilgisini çekmeye başlayınca, İsveç’in dört bir yanından doktorlar Oknö’ye geldi.
Tıp Dünyası Çözüm Aradı
Karolina'yı ilk muayene eden doktor, genç kızın komada olduğunu belirledi. Ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Karolina, 32 yıl boyunca yatakta, dış dünyayla hiçbir iletişim kurmadan yaşamını sürdürdü. Annesi onu beslemeye devam etti; bazı dönemlerde uykusunda kıpırdandığı ve sesler çıkardığı gözlemlense de konuşmadı ve bilinci yerinde değildi.
Annesinin 1904 yılında vefatının ardından Karolina’nın bakımı babası ve evde çalışan bir hizmetçiye devredildi. Bu dönemde hizmetçi, evde bazı tuhaflıklar fark ettiğini aktardı. Özellikle şekerlerin zaman zaman gizemli şekilde ortadan kaybolması, Karolina’nın bilinçsiz olmadığına dair şüpheleri artırdı.
32 yıl sonra uyanan kadın
3 Nisan 1908 sabahı, hizmetçi Karolina’nın odasından gelen ağlama sesleriyle irkildi. Karolina, yerde bilinçli şekilde oturuyordu. Konuşamıyor, oldukça zayıf görünüyordu. Kardeşleri hemen Oknö’ye döndü; ancak Karolina onları tanıyamadı. Buna rağmen, 1876’da yaşanan olayları ayrıntılarıyla hatırlıyordu.
Uyanışının ardından Stockholm’e götürülen Karolina, doktorlar tarafından detaylı muayenelerden geçirildi. Fiziksel olarak sağlıklı olduğu, zihinsel kapasitesinin de normalin üzerinde olduğu tespit edildi. Tek fiziksel sorunu, gözlerinin ışığa karşı duyarlılığıydı. Bu durum, uzun süre karanlık bir ortamda kalmış olmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirildi.
karolina'nın hastalığı neydi?
Karolina'nın sıra dışı durumu uzun yıllar boyunca araştırılmaya devam etti. 1910 yılında, İsveçli psikiyatrist Harald Fröderström, olayın ardındaki psikolojik faktörleri araştırmak amacıyla Oknö’ye gitti. Karolina ile yaptığı görüşmeler sonucunda, onun çocuk yaşta yaşadığı travmatik bir olay sonrası psikoz geçirdiği yönünde bir teşhis ortaya koydu.
Fröderström’e göre, Karolina belirli dönemlerde uyanıyor ancak bilinçli olarak çevresine tepki vermemeyi seçiyordu. Annesinin bakımına duyduğu bağımlılığın da bu durumu beslediği düşünülüyordu. Psikiyatr, Karolina’nın annenin ilgisini kaybetmemek için bilinçsiz bir hasta rolünü sürdürdüğünü ileri sürdü.
uyuyan güzel sendromu
Modern tıpta nadir görülen bir nörolojik bozukluk olan Kleine-Levin sendromu (Uyuyan Güzel sendromu), Karolina’nın durumuna benzer semptomlar gösterse de, Karolina'nın vakası bu sendromun kriterleriyle tam olarak örtüşmedi. Olsson’un durumu, bu nedenle hâlâ tanımlanamamış vakalar arasında yer almaktadır.
Hayatının Kalanı ve Ölümü
Karolina Olsson, uyanışından sonra hayatına Oknö'de devam etti. Yıllar içinde yerel halk arasında bir efsaneye dönüştü. Medyanın ilgisine rağmen ailesi onunla ilgili bilgi paylaşmaktan kaçındı. Karolina, 5 Nisan 1950’de, 88 yaşında hayata veda etti.
Bilimsel Gizem Sürmeye Devam Ediyor
Karolina Olsson’un 32 yıl süren bilinçsiz hali, tıp literatüründe hâlâ çözülememiş vakalar arasında yer alıyor. Yaşadığı durumun nörolojik mi yoksa psikolojik mi olduğu, hatta gerçekten "uykuda" olup olmadığı bile netlik kazanmadı. Bu yönüyle Olsson’un hikâyesi, hem tıp tarihi hem de insan zihninin karmaşıklığı açısından önemli bir örnek olarak kabul ediliyor.
Kaynak: Sabah
Fotoğraf: T24
