Altın, yılın ilk aylarında kaydettiği rekor yükselişin ardından gelen sert satışlarla birlikte yeniden toparlanma sürecine girmiştir. Son günlerde ons fiyatı 4.400 doların üzerine çıkarken, gram altın da 6 bin 780 TL seviyesine yaklaşmıştır.
Merkez bankalarının altın talebi, bu değerli metalin fiyatını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Dünya Altın Konseyi'nin verilerine göre, rezerv yöneticilerinin yüzde 89'u önümüzdeki 12 ay içinde altın rezervlerinin artmasını beklemektedir. Kendi rezervlerini artırmayı planlayan merkez bankalarının oranı ise yüzde 45 ile araştırma tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Altın neden tercih ediliyor?
Rezerv yöneticileri, altını kriz dönemlerindeki performansı, uzun vadeli değer saklama özelliği ve rezerv çeşitlendirme imkanı nedeniyle tercih etmektedir. Katılımcıların önemli bir kısmı, önümüzdeki beş yıl içinde doların küresel rezervlerdeki ağırlığının azalmasını, altının payının ise artmasını beklemektedir.
Ancak merkez bankalarının açıkladığı rakamlar ile piyasadaki tahmini alımlar arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bu nedenle anket sonuçları, doğrudan gerçekleşecek alım miktarını değil, altına yönelik uzun vadeli eğilimin güçlü kaldığını göstermektedir.
2026 yılı için altın tahminleri ne durumda?
Yılın geri kalanına ilişkin beklentiler ise daha belirsiz bir tablo çizmektedir. JP Morgan, haziran ayında yayımladığı tahminde altının 2026 sonunda ons başına 6 bin dolara ulaşabileceğini öngörmüştür. Banka, daha önce 6.300 dolar olan dördüncü çeyrek tahminini aşağı çekmiştir.
Goldman Sachs'ın ocak ayında açıkladığı yıl sonu hedefi ise 5.400 dolar seviyesindedir. Ancak bu tahmin, altının 5.600 doların üzerine çıkıp ardından 4 bin dolar civarına kadar gerilediği sert hareketten önce yapılmıştır. Böylece iki büyük kurumun tahminleri arasında 600 dolarlık bir fark oluşmuştur ve her iki rakam da mevcut fiyatın oldukça üzerindedir.
Faiz politikası altın fiyatlarını nasıl etkiliyor?
Tahminler arasındaki farkın temel nedenlerinden biri, Fed'in izleyeceği faiz politikasıdır. Altın, faiz getirisi sağlamadığı için yüksek faiz ortamı altında baskı altında kalmaktadır. Faiz artışı beklentilerinin zayıflaması ise altının cazibesini artırabilmektedir.
Son ABD verilerindeki zayıflama da bu nedenle altına destek vermiştir. Temmuz enflasyonunun yüzde 3,4'e gerilemesi, perakende satışların düşmesi ve tüketici güvenindeki zayıflama, yeni bir faiz artışına yönelik beklentileri azaltmıştır. Ancak enflasyonun yeniden hızlanması ve Fed'in faiz artırımlarına yönelmesi, altındaki yükseliş beklentilerinin önündeki en önemli risklerden biri olarak değerlendirilmektedir.
Altının 2026 yılını hangi seviyede tamamlayacağı, büyük ölçüde Fed'in faiz kararlarına, merkez bankalarının alımlarının seyrine ve yatırımcı talebine bağlı olacaktır. Bu nedenle 5.400 ve 6.000 dolarlık hedefler, kesin bir fiyat beklentisinden çok iki farklı senaryoyu yansıtmaktadır. Altının 4.400 dolar civarında bulunması, her iki tahminin gerçekleşebilmesi için yılın kalan bölümünde güçlü bir yükseliş gerektiğini göstermektedir.
