İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Alican Uludağ hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak, hazırladığı iddianameyi İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. İddianamede Uludağ’a toplamda üç ayrı suçtan hapis cezası talep edilmiştir. Bu suçlar arasında “zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “zincirleme şekilde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” ve “zincirleme şekilde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” yer almaktadır. Talep edilen ceza, 3 yıl 8 aydan 23 yıl 5 aya kadar değişmektedir.
Uludağ’ın Tutuklanma Süreci Nasıl Gelişti?
Uludağ, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla resen soruşturmaya tabi tutulmuştur. Gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen Uludağ, sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanmıştır.
Gazeteci Alican Uludağ, yolsuzluk ve adliye haberleriyle tanınan bir isimdir. Şubat 2026 tarihinden itibaren “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamalarıyla tutuklu bulunmaktadır. Uludağ, 1986 yılında Erzincan’da doğmuş ve 2008 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olmuştur.
Alican Uludağ’ın Gazetecilik Kariyeri ve Uzmanlık Alanları Neler?
Kariyerine Cumhuriyet gazetesinde başlayan Alican Uludağ, daha sonra ANKA Haber Ajansı’nda görev almış ve şu anda Deutsche Welle (DW) Türkçe muhabiri olarak çalışmaktadır. Uludağ, özellikle yargı muhabirliği konusunda uzmanlaşmış olup, Türkiye’deki kritik davalar, hukuki süreçler ve yolsuzluk konularında yaptığı haberlerle dikkat çekmektedir.
Uludağ’ın çalışmaları, basın ve kamuoyunda önemli bir etki yaratmış ve Türkiye’de hukuk sistemine dair haberlerin öncüsü olmuştur. Mart 2026 itibarıyla, sosyal medya paylaşımları ve yaptığı haberler nedeniyle tutuklanmış ve dosyasıyla ilgili itirazlar reddedilmiştir.
Basın Özgürlüğü Üzerindeki Etkileri Neler Olmuştur?
Alican Uludağ’ın tutuklanması, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve diğer basın meslek örgütleri tarafından basın özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirilmiş ve protesto edilmiştir. Bu durum, Türkiye’deki basın özgürlüğü konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Uludağ’ın durumu, gazetecilik mesleğinin karşılaştığı zorlukları ve basın özgürlüğünün korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Son olarak, Alican Uludağ’ın durumu, Türkiye’deki medya ortamının dinamiklerini ve gazetecilerin karşılaştığı hukuki engelleri anlamak açısından kritik bir örnek teşkil etmektedir.
