İstanbul'da hava kirliliği, 2023 yılı ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre artış göstermiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde gerçekleştirilen araştırma, 26 ölçüm istasyonunun verilerini inceleyerek, kirliliğin ilçe bazında nasıl değiştiğini ortaya koymuştur.
Hava Kirliliğinde Yüzde 10 Artış Nedenleri Neler?
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'un 2025 ve 2026 yıllarına ait hava kirliliği verilerini karşılaştırarak, PM10 kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 10 arttığını belirtmiştir. Bu artış, özellikle meteorolojik değişkenlerden kaynaklanmaktadır.
Geçen yılın eylül ayı ile bu yılın aynı dönemindeki yağış miktarlarını karşılaştırdığımızda, bu yıl eylülde geçen yıla göre yüzde 50 daha fazla yağış olduğu görülmektedir. Ancak, bu yıl yağışların etkisi daha kısa sürmüştür. Bu durum, havanın daha kirli olmasına yol açmıştır.
İstanbul'daki Ölçüm İstasyonlarının Verileri Neler Gösteriyor?
İstanbul'daki 26 ölçüm istasyonunun verilerine göre, PM10 konsantrasyonu ekim ayında metreküp başına ortalama 35,2 mikrogram olarak belirlenmiştir. Bu değer, geçen yılın aynı ayında 31,9 mikrogram olarak ölçülmüştür. Kentteki 26 istasyondan 20'sinde hava kirliliği artarken, sadece 6 istasyonda azalma gözlemlenmiştir.
Ekim ayında PM10 konsantrasyonunun en yüksek olduğu istasyon, metreküp başına 71,3 mikrogram ile Sultangazi 3 olarak belirlenmiştir. En düşük ölçüm ise metreküp başına 18,1 mikrogram ile Üsküdar 1 istasyonunda kaydedilmiştir.
Hava Kirliliği ile Mücadelede Alınması Gereken Önlemler Neler?
Prof. Dr. Toros, hava kirliliği ile mücadelenin insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıdığını vurgulamaktadır. İstanbul'daki hava kirliliğinin büyük çoğunluğunun araçlardan kaynaklandığını belirten Toros, trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonun üzerinde olduğunu ifade etmektedir. Trafik yoğunluğu, kısa mesafelerde bile yolculuk sürelerinin uzamasına neden olmakta, bu da egzoz gazı salımını artırmaktadır.
Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte ısınma kaynaklarının da devreye girdiğini belirten Toros, bazı bölgelerde doğal gaz dışında yakıtların kullanıldığını ve bunun hava kirliliğini artırdığını dile getirmektedir. Ayrıca, şehirlerin temizliği ve hava kirliliğine yol açan kaynakların ortadan kaldırılması gerektiği üzerinde durmaktadır.
Sonuç olarak, hava kirliliğinin kontrol altına alınması için uzun vadeli çalışmalar yapılması gerektiği ve Türkiye'nin 2053 karbon sıfır hedefinin bu açıdan önemli bir adım olduğu ifade edilmektedir.
