reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6012 %-0.02
51,9579 %0.71
7.024,39 % 1,16
2.983.292 %-4.148
İşçi Haber Gündem Paralel evrenler gerçekte var mı? Bilim insanları rüyaların paralel evren hipotezini tartışıyor

Paralel evrenler gerçekte var mı? Bilim insanları rüyaların paralel evren hipotezini tartışıyor

Bilim dünyası, rüyaların bilinç ve gerçeklik algısıyla bağlantısını araştırırken, paralel evren teorilerini ele alıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Bilim dünyası rüyaların bilinç ve gerçeklik algısıyla bağlantısını araştırırken, özellikle bazı teorisyenler bu deneyimlerin “paralel evrenler” fikriyle anlaşılabileceğini öne sürüyor. Ancak bu henüz kanıtlanmış bir gerçek değil, daha çok kuramsal ve tartışmalı bir alan.

Sosyal medyada paylaşılan bir görsel ve açıklamayla yeniden gündeme gelen iddia, bilim çevrelerinde rüyaların başka boyutlara açılan bir pencere olup olamayacağı sorusunu tartışmaya açtı. Bu tartışma, rüyaların doğası, bilinç halleri ve çoklu evren teorileri gibi birbirinden ayrı akademik alanların kesişiminde yer alıyor.

Rüyalar bilim tarafından nasıl açıklanıyor?

Bugün bilim insanları rüyaları, beynin REM uykusu sırasında aktif hale gelen bir bilinç durumu olarak görüyor. Bu dönemde beyin, dış dünyadan tamamen ayrılır, hafıza ve duyguları işler ve yeni imgeler üretir. Bu süreç, rüyaların beynin kendi iç dinamiklerinden kaynaklandığını ve dışsal gerçekliklerle bağlantı kurduğunu gösteren çok sayıda nörobilimsel çalışma ile destekleniyor.

Rüyalar beynin kendi simülasyon sistemlerinden ibaret olabilir ve başka bir evrene doğrudan erişim sunmaz. Bu görüş, rüya biliminin bir alt dalı olan oneirology tarafından da benimsenen bakış açısıdır.

Paralel evren teorisi nereden geliyor?

Paralel evren kavramı, kuantum fiziği ve kozmolojide kullanılan bir fikir olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle çoklu evren (multiverse) teorisi, evrenin tek bir gerçeklikten ibaret olmayabileceğini; farklı fiziksel sabitlere sahip başka evrenlerin olabileceğini öne sürer. Bu teori, rüyalarla doğrudan ilişkilendirilmiş bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor, ancak kuramsal fizik tartışmalarında yer alıyor.

Aynı şekilde bazı araştırmacılar, rüya görmenin bilincin farklı bilgi modelleri arasında geçişlere izin verebileceğini düşünüyor ancak bu da deneysel olarak kanıtlanmış bir sonuç değil. Birkaç yeni çalışma, rüya bilincinin mekanizmasını daha net açıklamaya çalışıyor: Bazı akademik ön-yayımlarda rüyaların bilinç ve alternatif öz kavramları ile ilişkilendirilerek “kolektif bilinç” ya da “çoklu gerçeklikler” gibi muğlak kavramlarla tartışıldığı görülüyor.

Bilim insanlarının genel görüşü nedir?

Bugünün bilim ortamında çoğu uzman, rüyaların paralel evrenlere açık bir kapı değil, beynin uyku sırasında işleyen yaratıcı ve simülasyon odaklı süreçlerinin bir ürünü olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bunun yanında bazı teorisyenler ve araştırmacılar — özellikle bilinç çalışmaları, psikoloji ve kuantum teorisini birleştiren hipotezlerde — rüyaların deneyimsel olarak farklı bilgi modellerine veya olasılıklara işaret edebileceğini öne sürüyor.

Ancak bu fikirler halen deneysel kanıta kavuşmamış veya tartışmalı teorik çerçeveler içinde yer alıyor. Rüyalar hakkında halihazırda güçlü nörobilimsel ve psikolojik açıklamalar mevcut. Paralel evren veya boyutlar ile rüyalar arasında doğrudan bir kanıtlı bağlantı yok. Bu fikir daha çok teorik fizik, felsefe ve bilinç araştırmaları çerçevesinde tartışılıyor. Bilimsel literatür bu tür hipotezleri kesin bilgi olarak değil, daha çok fikir denemesi olarak değerlendiriyor.