reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6354 %0.1
51,9810 %0.01
7.075,06 % -0,61
3.007.758 %-0.74
İşçi Haber Gündem Prof. Dr. Pampal: Sındırgı’daki 6.1’lik deprem Simav Fay Zonu’nda oluştu

Prof. Dr. Pampal: Sındırgı’daki 6.1’lik deprem Simav Fay Zonu’nda oluştu

Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin Simav Fay Zonu üzerinde gerçekleştiğini, bölgedeki sarsıntıların volkanik ve magmatik faaliyetlerle bağlantılı olduğunu açıkladı.

Okunma Süresi: 3 dk

Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin Simav Fay Zonu üzerinde gerçekleştiğini açıkladı. Pampal, bölgedeki sarsıntıların volkanik ve magmatik faaliyetlerle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

'Deprem fırtınası karaya taşındı'

Pampal, Sındırgı Fayı’nın, Simav Fay Zonu’nun batı ucunda yer aldığını belirterek, “Bu bölge Akhisar-Bigadiç-Sındırgı üçgeninde bulunuyor. Fay sistemi doğuya doğru Simav ve Afyon’a kadar uzanıyor ve oldukça aktif bir fay zonu. Genellikle 6 ila 7 büyüklüğünde depremler üretiyor. Bu hareketlilik birkaç ayla sınırlı değil. 23 Nisan’da İstanbul’da yaşanan 6.2’lik depremden bu yana bölge oldukça hareketli. Ege Denizi’nde yılın başında yaşanan deprem fırtınalarının benzeri, şimdi karada Sındırgı civarında yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.

‘Jeotermal zenginlik aktif faylardan geliyor’

Batı Anadolu’nun kabuk yapısının ince olduğuna işaret eden Pampal, bölgenin jeotermal kaynaklar bakımından zenginliğini aktif fay hatlarına bağladı:
“Burası sıcak su ve su buharı kaynakları açısından çok zengin. Bu suların sıcak olmasının nedeni aktif faylardır. Yağışlarla gelen su bu faylardan aşağı iner, magma yüzeye çok yakındır — yaklaşık 15-20 kilometre. Magmanın ısısıyla ısınan su tekrar yüzeye çıkmak ister ve kabuğu zorlar. Bu süreç de deprem fırtınalarının oluşumuna katkı sağlar.”

'Bu tür depremler sürecek'

Pampal, MTA’nın bölgeye ilişkin son raporunda da benzer bulgulara yer verildiğini hatırlatarak, “Çalışmada magma odalarının kabuğa doğru yükseldiği ve zayıf noktaları zorladığı görülüyor. Bu da, Sındırgı ve çevresinde meydana gelen depremlerin volkanik-magmatik kökenli olduğunu gösteriyor. Bu türden depremler olmaya devam edecek çünkü Batı Anadolu, Türkiye’nin en çok deprem üreten bölgesi.” dedi.

Uzman, Ege Denizi ve çevresinin Alp-Himalaya deprem kuşağının en riskli alanlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Helen ve Kıbrıs yayları dışında, Girit-Rodos hattında odak derinliği 60-70 kilometreye ulaşan depremler meydana geliyor.” ifadelerini kullandı.

‘Akhisar-Bigadiç hattında daha büyük deprem olasılığı var’

Pampal, Sındırgı çevresinde yıkıcı bir deprem beklenmediğini belirterek, “Artçıların sayısı 14-15 bini bulabilir ancak bölgede büyük bir deprem beklemiyoruz. Yalnızca Akhisar-Bigadiç arasındaki Gelenbe Fayı daha yüksek büyüklükte bir deprem üretebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşların panikle camdan atlayarak yaralanmasının “bilginin davranışa dönüşmediğini” gösterdiğini söyleyen Pampal, “Depreme hazırlık yalnızca evrakla değil, bilinç ve uygulamayla olur.” dedi.

'İstanbul’la bağlantısı yok'

Pampal, Sındırgı’daki depremlerin İstanbul’u etkilemeyeceğini vurgulayarak, “Bu depremler Marmara’daki fay hattıyla bağlantılı değil. İstanbul’u etkileyecek olan, Marmara Denizi içindeki Orta Marmara Fayı’dır. O fay zaten kırılmak için yeterli enerji biriktirmiş durumda. Ancak iki bölge arasında tetikleme etkisi yoktur.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de deprem tehlikesinden muaf bir alan bulunmadığını belirten Pampal, sözlerini şöyle tamamladı:
“Artık esas konuşmamız gereken konu riskleri azaltmak. Depreme dayanıklı kentler kurmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve kentsel dönüşümü hızlandırmak zorundayız.”