reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6582 %0
52,0280 %0.26
7.100,82 % -0,51
2.955.176 %-1.764
İşçi Haber Özel Haber Dijital çağda NEET gençlik: Gençlerin sosyal faaliyetlere katılımı ve değişen gençlik profili

Dijital çağda NEET gençlik: Gençlerin sosyal faaliyetlere katılımı ve değişen gençlik profili

Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olan gençlerin sayısı her geçen gün artarken, gençlerin sosyal yaşama katılımı her zamankinden daha önemli hale geliyor. Gençlerin sosyal faaliyetlere katılım oranındaki değişimi ve yıllar içinde dönüşen gençlik profilini yaklaşık 20 yıldır gençlerle çalışan bir uzmanla konuştuk. Uzman, dijital çağın etkisiyle kolay ulaşılabilir imkânların ve bireyselleşmenin gençlerin merakını, motivasyonunu ve sosyal hayata ilgisini zayıflattığını belirterek, gençlik alanındaki deneyim ve gözlemlerini paylaştı.

Okunma Süresi: 6 dk

Bir toplumun en dinamik, yenilikçi ve dönüşüm gücü en yüksek kesimini oluşturan gençler; yaratıcılıkları, enerjileri ve değişime açıklıklarıyla geleceğin şekillenmesinde son derece önemli bir rol üstlenirler. Bu nedenle gençlerin toplumsal yaşama aktif katılımı büyük önem taşır. Gençlerin karar alma süreçlerine dâhil edilmesi, potansiyellerinin desteklenmesi ve seslerinin duyulması, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum oluşturabilmek için temel koşullardandır.

Gençlerin sosyal faaliyetlere ve gönüllülük çalışmalarına katılımı ile yıllar içinde değişen gençlik profilini yaklaşık 20 senedir gençlik çalışmalarında faaliyet gösteren, çeşitli STK’larda gönüllü ve koordinatör olarak çalışmış ve 3 yıldır bir kamu kurumunda gençlerle çalışan bir uzmanla görüştük. 10-15 sene önceki gençlik profili ile bugünün gençleri arasında büyük bir fark olduğunu dile getiren uzman, gençlerin değişen profiline ve katılım alışkanlıklarına dair gözlemlerini paylaştı.

Gençlik Profilindeki Değişim

Uzman, Türkiye’de gençlerin sosyal faaliyetlere katılım oranının ve sosyalleşme biçimlerinin son yıllarda büyük bir değişim gösterdiğini, dijital çağın etkisi, kolay ulaşılabilir olanakların değersizleşmesi ve bireyselleşmenin artmasının gençlerin sosyal yaşama katılım biçimlerini dönüştürdüğünü belirterek bu durumu, “Yaklaşık 15 sene önceki gençlerin profiliyle şu anki profil arasında çok fark var. Gençler önceden sosyal etkinliklere katılmak için fırsat kolluyorlardı; ‘keşke bize imkân verilse, bir sosyal aktivite olsa da katılsak’ düşüncesiyle heyecanla bekleyen bir gençlik vardı. O dönem düzenlenen bir Çanakkale gezisine, bir sınıftaki 36 öğrenciden 30’u başvuru yaparken bugün aynı program, çok daha iyi şartlarda sunulmasına rağmen çok az talep görüyor ve katılım çok düşük oluyor” şeklinde açıkladı. 

Bu durumun yalnızca ilgi eksikliğiyle açıklanamayacağını vurgulayan uzman, “Herkes her şeyi yapmaya çalışıyor. Her kurum her STK her konuyla ilgili çalışma yürütmek istiyor; kimse kendi alanıyla sınırlı kalmıyor. Gençler için her şeyin kolay ulaşılabilir olması, merak duygusunu ve sosyal motivasyonlarını zayıflatıyor. Ücretsiz geziler, atölyeler, kültür-sanat etkinlikleri bakanlıklar, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları tarafından sıkça düzenlense de katılım oranları geçmişe göre oldukça düşük oluyor” dedi.

Gençlerin Sosyalleşme Biçimleri ve Yeni Bir Arayış

Dijital çağın etkisiyle gençlerin sosyalleşme biçimleri köklü bir değişim geçiriyor. Gençler artık yüz yüze, somut bir sosyalleşmeden ziyade bireysel bir iletişim biçimini tercih ediyor ve bu ihtiyaçlarını büyük ölçüde sosyal medya üzerinden karşılıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman, “Görsel ve dijital bir çağda yaşadığımızdan gençler somut bir sosyalleşmeden ziyade bireysel olarak sosyalleşmek istiyorlar ve bu ihtiyaçlarını sosyal medya üzerinden gideriyorlar. Haliyle kamusal alana katılmayı çok fazla istemiyorlar, orada daha özgürler. İstedikleri kimliğe bürünüp kendilerini tatmin edebiliyorlar. Örneğin topluma kendilerini benimsetemeyen, kendini yetersiz gören öğrencilerimiz olabiliyor. Yine bu noktada sosyal medya kullanımının bir olumsuz yanı da şu oluyor: Gençler başkalarıyla, başkalarının sahip olduğu imkânlarla kendilerini çok fazla kıyaslıyorlar ve yetersizlik hissedip topluma katılmak istemiyorlar. Daha çok yalnız kalmak, yalnız takılmak istiyorlar. Telefonlarla, teknolojiyle daha rahat olduklarını görüyoruz. Herhangi bir etkinliğe katılmanın onlar için bir külfet hâline geldiğini görüyoruz” diyen uzman, insanoğlunun fıtratının bu bireyselliğe uygun olmadığını ekledi. Bir süre sonra teknolojiyle bu denli iç içe bir yaşamın, sosyal mecralarda varlık göstermenin de gençler için yetersiz kalacağını ve yeni bir arayış içinde olacaklarını belirtmesinin ardından şunları söyledi:

“Belli bir zaman sonra bu da onlara yetersiz gelecek ve kendilerine ilgi duyan, değer veren gerçek birilerini arayacaklar. Dışarı çıkacak, arayış içinde olacaklar. Elbette sosyal faaliyetler, aktiviteler de önemli ancak bana kalırsa şu an gençlerin dinlenilmeye ihtiyacı var. Değer görmeye, anlaşılmaya ihtiyaçları var. Onlara değerli olduklarını, düşüncelerine ve fikirlerine saygılı olduğumuzu hissettirmemiz lazım.”

Eğitim Odaklı Etkinlikler Neden Daha Az İlgi Görüyor?

Eğitim veya kişisel gelişim odaklı etkinliklerin katılım açısından daha zayıf olduğunu belirten uzman, bu durumun sebebini gençlerin dikkat sürelerine bağlayarak “Gençler zaten 12 yıl zorunlu eğitimin ardından 4 yıl üniversite eğitimi alıyorlar. Haliyle eğitim odaklı faaliyetlerden ziyade sosyal aktivitelere katılmak istiyorlar. Fakat bu aktivitelerde de bizzat işin içinde olmak, sahnede olmak istiyorlar. Çünkü bu tarz ortamlarda kendi kimliklerinin de farkına varabiliyorlar, neler yapabileceklerini görüyorlar. Uzun süren, düzenli katılım sağlamalarını gerektiren projelere veya eğitimlere katılmakta istikrarlı olamıyorlar. Sosyal medyada her şeyin hazır biçimde sunulmasına alışık olduğumuz için artık hiçbirimiz düzenli bir şeye adapte olamıyoruz, sürdürülebilirlik yok” dedi.

Gönüllülük, Gençlerle Kurulan Bağı Güçlendiriyor

Sosyal faaliyetlerin yanı sıra gönüllülük çalışmalarının gençlerle kurulan bağı güçlendirdiğini belirten uzman, “Sahanın nabzını yakalayabilmemiz için sahada çalışacak genç arkadaşlara ihtiyaç duyuyoruz. Gönüllülük projeleriyle, gönüllü ekiplerle aslında gençlerin iletmek istedikleri mesajları veya isteklerini bize ulaştıracak arkadaşlarımız olmuş oluyor. Kendileri de genç olduğundan ve sahanın nabzını bildiklerinden toplum yararına çalışmalarımızı daha sağlıklı hâle getirmiş oluyoruz ve gençleri de buna dahil etmiş oluyoruz. Gönüllü ekibimiz ne kadar genişlerse, çalışmalarımız o kadar nitelikli oluyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de neet gençlik

Uzman, ne eğitimde ne istihdamda olan gençleri ifade eden NEET gençliğinin büyük bir problem olduğunu belirtti. Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon gencin NEET statüsünde olduğunu vurgulayarak bu gençlere ulaşmanın önemine “Gençlerin ilgiye ve değere ihtiyacı var. Gençler anlam arayışı içerisindeler; bu arayışta onlarla birlikte olmamız lazım. Bir gencin elinden tutmadığımız zaman maalesef kendilerine farklı alışkanlıklar edinebiliyorlar. İçlerine kapanıyorlar, evlerine kapanıyorlar veya madde bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı gibi sorunlar doğuyor. Bu gençleri topluma kazandırmamız gerekiyor. Biz bunu sosyal ve kültürel faaliyetlerle, eğitimlerle, çeşitli organizasyonlarla gerçekleştirmeye çalışıyoruz” cümleleriyle dikkat çekti.

Toplumda gençlerle ilgili Olumsuz Yargılar

Uzman, toplumun ve medyanın gençleri genellikle sorunlu veya pasif olarak nitelendirdiğini ve olumsuz yargılarla yaklaştığını belirtti. Her çağda problemli bir kesimin olduğunu fakat diğer taraftan toplumun, devletin ve ülkenin yararına iyi işler ortaya koyan, güzel faaliyetler yürüten gençlerin de bulunduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu her çağda olmuştur. Toplumda iyi de olur kötü de. 90’lı yılların gençlerinde de benzer sıkıntılar vardı. Biz sürekli Z kuşağı, Y kuşağı diyerek gençleri ayrıştırıyoruz. Gençleri dışlamamak lazım, kategoriye koymamak lazım. Her zaman bir üst nesil alttakini kötülemiştir ancak biz bu kutuplaştırmayı yaptığımız zaman, ister istemez gençler de kendilerini toplumdan ayrıştırıyor ve ‘biz Z kuşağıyız, biz bunu yapmakta özgürüz, şunu yapmamız lazım’ demeye başlıyorlar. Bu ayrıştırmayı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bunu yapabilirsek toplumda iç içe, birlikte daha güzel çalışmalar yapabiliriz.”