Özel Haber: Ufuk KUZGUN
Sosyal medya platformlarında paylaşılan kilo verme süreçleri, halk arasında "zayıflama iğnesi" olarak tanımlanan obezite ilaçlarına yönelik ilgiyi beraberinde getirdi. Yaz mevsiminin gelmesi, sahil ve plaj sezonunun açılmasıyla birlikte bazı bireylerin hızlı kilo verme arayışına girmesi de bu talebi etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Ceren Dalkılıç, bu ürünlerin estetik amaçlarla rastgele kullanılacak ilaçlar olmadığını, hekim ve diyetisyen gözetiminde ilerlemesi gereken bir kronik hastalık tedavisi olduğunu belirtti.
Zayıflama iğneleri nasıl kilo verdiriyor?
Diyetisyen Ceren Dalkılıç, bu ilaçların tıbbi tanımını ve vücuttaki çalışma mekanizmasını şu sözlerle açıkladı:
"Bu enjeksiyonlar, bağırsaklardan salgılanan ve iştah ile tokluk hissini düzenleyen hormonların etkisini taklit eden reçeteli ilaçlardır. Beyindeki iştah merkezini etkileyerek açlık hissini azaltır, tokluk süresini uzatır ve mide boşalmasını yavaşlatır. Böylece kişinin günlük enerji alımı azalarak kilo kaybı desteklenir."
Uluslararası kılavuzlara göre bu ilaçların yasal olarak beden kitle indeksi 30 ve üzerinde olan bireylerde ya da 27'nin üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan kişilerde hekim değerlendirmesiyle reçete edildiğini aktaran Dalkılıç, "Bu ilaçlar estetik amaçlı kilo vermek için değil, tıbbi gereklilik halinde kullanılır" açıklamasında bulundu.
'sosyal medya bu ilaçlara olan ilgiyi artırdı'
Sosyal medyadaki paylaşımların klinik ortamdaki hasta profilini değiştirdiğine dikkat çeken Dalkılıç, eskiden daha çok obezite tanısı olanların tedavi aradığını belirtti.
Günümüzde ise yalnızca birkaç kilo vermek isteyen sağlıklı bireylerin de bu ilaçları talep ettiğini aktaran Dalkılıç, obezitenin sadece dış görünüşle ilgili olmadığını, kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. "Sadece birkaç kilo vermek amacıyla ya da sosyal medyadaki paylaşımlardan etkilenerek bu ilaçlara yönelmek doğru bir yaklaşım değildir. Tedavi kararı mutlaka kişinin sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları ve ihtiyaçları değerlendirilerek verilmelidir" uyarısında da bulundu.
UZMAN KONTROLÜ OLMADAN KULLANIM CİDDİ RİSK TAŞIYOR
İlaçların uzman kontrolü dışında temin edilerek evde kullanılmasının oluşturabileceği sağlık risklerine değinen Diyetisyen Ceren Dalkılıç, şu uyarılarda bulundu:
"Bu ilaçların temel etki mekanizmalarından biri mide boşalmasını yavaşlatmaktır. Bu nedenle tedavinin ilk haftalarında en sık mide bulantısı, erken doyma hissi, şişkinlik, reflü, kusma, ishal veya kabızlık gibi şikâyetlerle karşılaşılabilir. Doz artışının kontrollü yapılmasıyla bu belirtiler çoğu kişide zamanla azalır. Ancak şiddetli kusma ve sıvı kaybı bazı kişilerde böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir."
Dalkılıç, uzun vadede ortaya çıkabilecek daha büyük komplikasyonlara da dikkat çekerek, "Nadir görülse de pankreatit, safra kesesi hastalıkları, safra taşı oluşumu ve mide boşalmasının aşırı yavaşlaması (gastroparezi) gibi önemli tablolar gelişebilir. Uzun süren kusma, şiddetli karın ağrısı veya beslenmeyi engelleyen sindirim sistemi şikâyetleri geliştiğinde mutlaka hekime başvurulmalıdır" diye vurguladı.
'Kas kaybı arttıkça bazal metabolizma hızı düşebilir'
Kilo kaybının niteliği ve bazal metabolizma hızına etkileri hakkında bilgi veren Dalkılıç, hedefledikleri durumun yağ dokusundan kayıp olduğunu aktardı. Yeterli protein alınmadığında ve direnç egzersizleri yapılmadığında, özellikle hızlı kilo kaybı dönemlerinde kas kütlesi kaybı riskinin belirginleştiğini ifade eden Dalkılıç, "Kas dokusu metabolizmanın önemli bir parçasıdır. Kas kaybı arttıkça bazal metabolizma hızı düşebilir ve bu durum ilerleyen dönemde verilen kilonun korunmasını zorlaştırabilir" açıklamasında bulundu.
tedavi süreç ne zaman sonlandırılmalı?
Tedavi süresinin standart olmadığını ve her birey için özel olarak belirlendiğini; beklenen klinik fayda sağlanamadığında, ciddi yan etkiler ortaya çıktığında veya ilacın kullanımını engelleyen yeni bir sağlık durumu geliştiğinde tedavinin yeniden gözden geçirildiğini, ilaç bırakıldığında iştahı baskılayan etkinin zamanla azaldığını ve açlık hissinin biyolojik olarak yeniden arttığını vurgulayan Dalkılıç, "Eğer kişi bu döneme kadar kalıcı beslenme alışkanlıkları kazanmamışsa kilo geri alımı kolaylaşabilir. Bu nedenle tedavinin temel hedefi yalnızca kilo vermek değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları kazandırmaktır" ifadelerini kullandı.
'İLAÇ TEK BAŞINA KALICI bir ÇÖZÜM DEĞİL'
Dalkılıç, bilimsel çalışmaların, ilaç kesildikten sonra yaşam tarzı değişikliklerini sürdüremeyen bireylerde verilen kilonun önemli bir kısmının geri alındığını, obezitenin kronik ve tekrarlama eğilimi olan bir hastalık olduğunu hatırlattı.
Kilonun korunabilmesi için ilaç sürecinde asıl hedefin yeni alışkanlıklar kazanmak olduğunu aktaran Dalkılıç, sürece dair şunları söyledi:
“Dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak, yeterli protein tüketmek, düzenli egzersiz yapmak, kas kütlesini korumak, kaliteli uyku ve stres yönetimine önem vermek tedavinin başarısını belirleyen temel unsurlardır. İlaç bu süreci destekleyen önemli bir araçtır; ancak tek başına kalıcı bir çözüm değildir.”
Kalıcı başarı için yaşam tarzı değişikliği şart
Toplumda bu ilaçların kısa sürede herkesi zayıflatabilecek mucize çözümler olduğunun düşünülmesinin yanlış bir inanış olduğunu söyleyen Dalkılıç, her ilaç gibi bunların da belirli kullanım kriterleri, olası yan etkileri ve düzenli takip gerektiren bir tedavi süreci barındırdığını ifade etti. Son olarak bu ilaçların sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin yerine geçmediğini vurgulayan Dalkılıç, “Kalıcı başarı; doğru hasta seçimi, hekim ve diyetisyen takibi, kişiye özel beslenme planı ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının birlikte uygulanmasıyla mümkündür. Tedavide hedef yalnızca tartıda sayıyı düşürmek değil, kişinin metabolik sağlığını iyileştirmek, yaşam kalitesini artırmak ve uzun vadede sağlıklı kilosunu korunmasını sağlamaktır." açıklamalarında bulundu.
