Çocukluk döneminde yaşanan travmatik ve olumsuz deneyimlerin etkileri yıllar sonra da devam edebiliyor. ABD'de gerçekleştirilen yeni bir araştırma, özellikle birden fazla olumsuz çocukluk deneyimi yaşayan genç yetişkinlerin ruh sağlığı, madde kullanımı, ilişkileri ve eğitim yaşamında daha fazla sorunla karşılaşabildiğini gösteriyor.
Araştırmanın Kapsamı Nedir?
JAMA Network Open dergisinde yayımlanan araştırmada, ortalama yaşı 19 olan 1.850 genç yetişkinin çocukluk döneminde yaşadığı olumsuz deneyimler incelendi. Araştırmacılar, geleneksel çocukluk çağı travmalarının yanı sıra kişinin yaşadığı toplum ve çevreyle bağlantılı olumsuzlukları da değerlendirdi.
Katılımcıların deneyimleri, 21 maddeden oluşan Philadelphia ACEs anketi kullanılarak ölçüldü. Ankette duygusal veya fiziksel istismar, cinsel istismar, ihmal, aile içi şiddete tanıklık etme, evde madde kullanımı, ailede ruhsal hastalık bulunması ve bir aile üyesinin hapsedilmesi gibi deneyimler yer aldı.
Toplumsal Olumsuzlukların Rolü Nedir?
Bunun yanı sıra, şiddete tanık olma, ayrımcılığa maruz kalma, zorbalık ve kişinin yaşadığı mahallede kendini güvende hissetmemesi gibi toplum düzeyindeki olumsuzluklar da araştırmaya dahil edildi. Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerin sayısı arttıkça genç yetişkinlik dönemindeki olumsuz sonuçların da genel olarak artması oldu.
Dört veya daha fazla olumsuz çocukluk deneyimi bildiren katılımcılarda depresyon, intihar düşüncesi, ağır uyuşturucu kullanımı ve kişilerarası şiddet oranları, çocukluk döneminde herhangi bir olumsuzluk bildirmeyenlere kıyasla belirgin şekilde daha yüksekti.
Uzman Görüşü ve Önemli Noktalar
Duygusal istismar, cinsel istismar, ayrımcılık ve aile içi şiddete tanıklık etme, kötü sağlık sonuçları ve diğer olumsuz durumlarla en güçlü ve tutarlı ilişki gösteren deneyimler arasında yer aldı. Araştırmanın ilk yazarı, UTHealth Houston School of Behavioral Health Sciences'ta profesör ve klinik araştırmalardan sorumlu dekan yardımcısı Jeff Temple, çalışmanın önemli bir özelliğinin katılımcıların çocuklukta yaşadıkları deneyimlerden onlarca yıl sonra değil, görece kısa bir süre sonra değerlendirilmesi olduğunu belirtti.
Temple, ergenlikten genç yetişkinliğe geçiş döneminin kimlik gelişimi ve riskli davranışlar açısından kritik olduğunu vurguladı. Bu dönemde yaşananların ilerleyen yıllarda sağlık, ilişkiler ve eğitim üzerinde de etkili olabileceğini ifade etti. Araştırmacılara göre sonuçlar, yalnızca çocukluk döneminde travmaların önlenmesinin değil, bu deneyimleri yaşamış genç yetişkinlere zamanında destek sağlanmasının da önemini ortaya koyuyor.
