"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,9589 %0.07
55,8121 %-0.26
6.222,90 %-3.56
3.849.817 %-0.55
İşçi Haber Sağlık Düzensiz Nabız ve Çarpıntı Yaşıyorsanız Neden İhmal Etmemelisiniz?

Düzensiz Nabız ve Çarpıntı Yaşıyorsanız Neden İhmal Etmemelisiniz?

Düzensiz nabız ve çarpıntı, kalp sağlığının yanı sıra beyin sağlığı üzerinde de etkili olabilir. Uzmanlar uyarıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Kalp hastalıkları genellikle kalp krizi ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilse de, kalbin çalışma düzeninin beyin sağlığı açısından da önemli olduğu vurgulanmaktadır. Düzensiz nabız ve çarpıntı gibi belirtiler, atriyal fibrilasyon olarak bilinen bir ritim bozukluğunun habercisi olabilir. Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, bu durumun demans gelişme riskiyle ilişkili olabileceğine dair bilimsel bulguların mevcut olduğunu belirtmektedir.

Atriyal Fibrilasyon Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarının düzensiz çalışması sonucu ortaya çıkan bir ritim bozukluğudur. Bu hastalık, hastalarda çarpıntı, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak bazı bireylerde herhangi bir belirti vermeden de ilerleyebilir. Atriyal fibrilasyonun en önemli risklerinden biri felçtir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu ritim bozukluğunun beyin sağlığı ve demans gelişimiyle ilişkili olabileceğini ortaya koymuştur.

Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, atriyal fibrilasyonun kalp içinde pıhtı oluşma riskini artırabileceğini ifade etmektedir. Bu pıhtıların beyin damarlarını tıkaması felce neden olabilir. Ancak beyin damarlarındaki hasar her zaman belirgin bir felç tablosuyla ortaya çıkmaz; bazı küçük damar hasarları fark edilmeden gelişebilir.

Demans ve Kalp Sağlığı Arasındaki İlişki Nedir?

Demans, yalnızca hafıza kaybından ibaret olmayan, düşünme ve günlük yaşam becerilerini de etkileyen bir hastalıklar grubunu tanımlar. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, atriyal fibrilasyon ile demans arasındaki muhtemel bağlantıyı şu şekilde açıklamaktadır: 'Kalbin kulakçıkları düzensiz çalıştığında, beyne giden kan akımındaki değişiklikler, yüksek tansiyon ve diyabet gibi eşlik eden hastalıklar, zaman içerisinde hafıza, dikkat ve düşünme becerilerini olumsuz etkileyebilir.' Araştırmalar, atriyal fibrilasyonu olan bireylerde demans riskinin, felç geçirmemiş olsalar bile daha yüksek olabileceğini göstermektedir.

Ancak Uzm. Dr. Oskay, atriyal fibrilasyon ile demans arasında bir ilişki bulunmasının, ritim bozukluğu yaşayan herkesin demans geliştireceği anlamına gelmediğini vurgulamaktadır. İki durum arasında bir ilişki tespit edilmiş olması, ritim bozukluğunun doğrudan demansa neden olduğunu kanıtlamaz.

Kalp ve Damar Sağlığını Korumanın Önemi Nedir?

Kalp ve damar sağlığını korumaya yönelik önlemler, beyin sağlığı açısından da önem taşımaktadır. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gerektiğini ifade etmektedir. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve mevcut hastalıkların takibi, kalp ve damar sağlığının korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Çarpıntı ve düzensiz nabız gibi şikâyetlerin ihmal edilmemesi, gerekli değerlendirmelerin yapılması açısından hayati önem taşımaktadır.

Atriyal fibrilasyon tanısı alan hastaların, hekimleri tarafından planlanan tedaviye düzenli olarak devam etmeleri gerekmektedir. Özellikle uygun hastalarda kullanılan kan sulandırıcı tedaviler, felç riskini önemli ölçüde azaltabilir. Ancak bu tedavilerin demansı kesin olarak önlediği henüz bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Tedavi kararları her hastanın bireysel riskleri değerlendirilerek verilmelidir.

Uzm. Dr. Oskay, yaş ve genetik özelliklerin yanı sıra kalp ve damar sağlığının bilişsel işlevlerle ilişkili olabileceğini belirterek, 'Bugünkü bilimsel veriler atriyal fibrilasyonun doğrudan demansa neden olduğunu kesin olarak söylememize yeterli değil. Ancak ritim bozukluklarının erken tanınması, felç riskinin değerlendirilmesi ve eşlik eden kalp ve damar hastalıklarının kontrol altında tutulması büyük önem taşımaktadır.' ifadelerini kullanmıştır.