Güney Afrika’daki Witwatersrand Üniversitesi ile Columbia Üniversitesi araştırmacıları, yemek borusu yassı hücreli karsinomu bulunan hastaların ağız mikrobiyomunu inceledi. Yapılan bu çalışma, kanserin belirti vermeden ilerleyebildiği durumlarda tükürüğün önemli bir biyomarker olabileceğini gösteriyor.
Tükürükteki Bakteri Türlerinin Önemi Nedir?
Araştırmada, kanser hastalarının tükürüğündeki bakteri topluluğunun sağlıklı bireylere kıyasla belirgin şekilde farklı olduğu ortaya kondu. Araştırmaya, hastalığı doku incelemesiyle doğrulanmış 48 kanser hastası ile 110 kişilik kontrol grubu katıldı. Katılımcılardan alınan tükürük örneklerinde bulunan bakterilerin genetik yapıları dizilendi.
Sonuçlar, kanser hastalarında ağız içindeki bakteri çeşitliliğinin azaldığını gösterdi. Özellikle Fusobacterium nucleatum adlı bakterinin de aralarında bulunduğu bazı mikroorganizmaların hastalarda daha yüksek oranda bulunduğu tespit edildi. Ancak araştırmacılar, bu bakterilerin kansere neden olduğunun henüz kanıtlanmadığını özellikle vurguladı.
Yapay Zeka Destekli Modelin Sağladığı Veriler Neler?
Bilim insanları, tükürükteki bakteri verilerini makine öğrenmesi yöntemiyle analiz etti. Mikrobiyom temelli modelin hastalarla kontrol grubunu ayırma performansı auROC 0,96’ya ulaşırken, yaş, yaşam tarzı ve diğer klinik bilgileri kullanan modelde bu değer 0,69’da kaldı. Geliştirilen model, Çin’de yürütülen üç ayrı çalışmadan elde edilen verilerle de karşılaştırıldı.
Sonuçlar, yöntemin farklı coğrafi bölgelerde kullanılma potansiyeli taşıdığını gösterdi. Bununla birlikte araştırmacılar, beslenme, çevre ve yaşam biçiminin ağız mikrobiyomunu değiştirebildiğine dikkat çekiyor.
Yemek Borusu Kanseri İçin Tükürük Testinin Potansiyeli Nedir?
Yemek borusu kanseri erken dönemde çok az belirti verdiği için çoğu hastada ileri evrede teşhis ediliyor. Tükürük veya yanak sürüntüsüyle yapılabilecek bir testin, özellikle endoskopiye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde riskli kişilerin belirlenmesini kolaylaştırabileceği düşünülüyor. Ancak söz konusu yöntem henüz deneysel aşamada bulunuyor ve kesin tanı sağlayan endoskopinin alternatifi değil.
Uzmanlar, testin henüz hastanelerde kullanılmaya hazır olmadığı konusunda uyarıyor. Bu durum, gelecekte yapılacak çalışmalarla daha net bir şekilde değerlendirilecektir.
