reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2822 %0.21
50,1729 %-0.16
6.378,89 % -0,24
4.112.675 %-0.74
İşçi Haber Siyaset TBMM Başkanı Kurtulmuş: PKK terörist elebaşı Öcalan’ın komisyonda dinlenmesi gündemde değil

TBMM Başkanı Kurtulmuş: PKK terörist elebaşı Öcalan’ın komisyonda dinlenmesi gündemde değil

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28. Dönem 3. Yasama Yılı raporunu açıkladı. PKK terörist elebaşı Öcalan’ın komisyonda dinlenmesi tartışmalarına yanıt veren Kurtulmuş, “Henüz gündeme gelmedi, gelirse nitelikli çoğunluk gerekir” dedi. Gazze konusunda da Meclis’in ortak irade gösterdiğini vurguladı.

Okunma Süresi: 22 dk

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28. Dönem 3. Yasama Yılı faaliyet raporunu kamuoyuyla paylaştı. Terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın komisyonda dinlenmesine ilişkin soruya da yanıt veren Kurtulmuş, “Henüz bu konu komisyonun gündemine gelmemiştir. Komisyonun gündemine gelirse de nitelikli çoğunlukla bu karar alınabilir. Komisyon buna karar verecek” dedi.

KURTULMUŞ: TBMM dünyada eşi olmayan bir meclis

Kurtulmuş, Meclis’in her 1 Ekim’de yeni yasama yılı açılışından önce faaliyet raporunu açıkladığını belirterek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin devlet kurucu bir özelliğe sahip olduğuna dikkat çekti.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi dünyadaki gerçekten önemli meclislerden birisidir. Her şeyden evvel devlet kuran bir meclistir ki bu özelliğiyle dünyada benzeri yoktur. Ayrıca temsil gücü ve siyasi gücü bakımından da örnek gösterilen bir meclistir. Yine kurumsal kapasitesi bakımından da birçok meclis tarafından dikkatle takip edilen, hatta örnek alınan bir meclistir.”

'TBMM milli iradenin merkezidir'

TBMM’nin milletin taleplerinin karşılandığı ve siyasi mücadelenin olgun şekilde verildiği bir kurum olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Meclis’in Türkiye’deki tüm kurumların güvencesi olduğuna işaret etti:

“TBMM, şüphesiz milli iradenin merkezidir. Milletin taleplerinin, beklentilerinin karşılandığı; siyasi mücadelenin en olgun şekilde verildiği kurumdur. Farklı siyasi kanaatlerin müzakere edildiği, sorunların çözümü için gayret gösterildiği, demokrasinin güçlenmesi ve devletin kurumsal yapılarının güven içinde işlemesi için önemli bir merkezdir. Ayrıca çok açık şekilde söyleyebiliriz ki TBMM, Türkiye’deki diğer bütün kurumların da güvencesidir. Yasa yapma yetkisi sayesinde tüm kurumların çerçevesini ortaya koyan güçlü bir müessesedir.”

Terörle mücadele ve komisyon çalışmaları

Kurtulmuş, Meclis’in yalnızca iç meselelerle değil, küresel sorunlarla da yakından ilgilendiğini ifade ederek, terörle mücadele komisyonuna değindi:

“Türkiye’nin 50 yıllık en önemli sorunlarından biri olan terörün bitirilmesi için bir komisyon kurulmuş ve 5 Ağustos’tan bu yana sürdürdüğü çalışmalarında büyük mesafe kat etmiştir. Umuyoruz ki en kısa zamanda Türkiye, terörle ilgili kaybettiği yılları, ağır ekonomik ve insani bedelleri geride bırakarak barış, huzur ve kardeşlik içinde yoluna devam edecektir. Komisyonun adı da yansıttığı gibi, milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi alanlarında görüşlerin tartışıldığı, tekliflerin Meclis’e sunulduğu tarihi bir fonksiyon icra etmektedir.”

Gazze vurgusu: 'TBMM sessiz kalmamıştır'

Meclis’in dış politika konularına da güçlü şekilde tepki verdiğini hatırlatan Kurtulmuş, özellikle Gazze’deki saldırılara dikkat çekti:

“TBMM’nin dış gelişmelere de bigane kalmadığını gösteren en önemli alan ise özellikle bölgemizde İsrail’in saldırgan tutumlarına karşı ortaya konulan iradedir. Gazze’de iki yıla yaklaşan süre içinde işlenen insanlık suçlarına karşı TBMM, sessiz kalmamış; 28. Dönem 3. Yasama Yılı boyunca defalarca ya başkanlık tezkeresi ya da partilerin ortak bildirileriyle görüşlerini dile getirmiştir. En son olağanüstü toplantıda, Meclis Başkanlığı tezkeresi 442 milletvekilinin ittifakıyla kabul edilmiştir. Grubu bulunan altı parti ve grubu bulunmayan diğer partiler de aynı metne imza atarak ortak bir tutum sergilemiştir.”

'TBMM Uluslararası platformlarda sesini duyuran bir meclis'

Kurtulmuş, TBMM’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir kurum olarak yoluna devam ettiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Dolayısıyla TBMM, içeride ve dışarıda millet adına süreçlere vaziyet eden, karar alan, öncülük yapan bir kurum olarak her alanda uluslararası platformlarda da sesini en güçlü şekilde duyurmaktadır.”

'Faaliyetler raporları karekod üzerinden erişilebilir'

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 28. Dönem 3. Yasama Yılı faaliyet raporuna ilişkin değerlendirmelerini sürdürdü. Kağıtsız Meclis uygulamasına dikkat çeken Kurtulmuş, raporların karekod üzerinden incelenebileceğini belirtti.

“Değerli basın mensubu arkadaşlarım, bu girişten sonra şu kitapçıkta yasama yılının faaliyetlerini toparladık. Ancak Meclis’teki Kağıtsız TBMM Projemiz çerçevesinde bunları basılı olarak vermek yerine, masanızın üzerinde sizlere ilettiğimiz zarfların içindeki karekodlar aracılığıyla faaliyet raporunu detaylı bir şekilde incelemeniz mümkündür. Müsaade ederseniz ben kısaca faaliyetleri ana başlıklarıyla ifade ettikten sonra sizlerin soru ve katkılarınızla toplantımıza devam edelim.”

Yoğun yasama yılı: 32 kanun, 46 karar

Kurtulmuş, üçüncü yasama yılının 1 Ekim 2024’te başladığını ve 21 Temmuz 2025’e kadar sürdüğünü hatırlatarak, bu dönemde olağanüstü toplantılar da yapıldığını vurguladı:

“29 Ağustos 2025’te, Anayasa’nın 93. maddesi ve TBMM İçtüzüğü’nün 7. maddesi gereğince bölgede yaşanan İsrail’in zulmü, Gazze’de halka karşı açlık ve kıtlığın bir silah olarak kullanılması ve Gazze’yi ilhak planının ilan edilmesi üzerine bir olağanüstü toplantı gerçekleştirilmiştir.”

Yasama faaliyetlerine ilişkin rakamları açıklayan Kurtulmuş, “Bu dönemde milletvekilleri tarafından 798, Cumhurbaşkanı tarafından 2 kanun teklifi Meclis’e sunulmuştur. Üçüncü yasama yılında toplam 32 kanun kabul edilmiş, 46 TBMM kararı alınmıştır” dedi.

'Meclis 900 saati aşkın çalıştı'

Kurtulmuş, yasama yılı boyunca yoğun bir mesai harcandığını belirtti:

“Meclis bu süre içinde gerçekten yoğun bir çalışma yürütmüştür. Toplam 901 saat 44 dakika çalışılmış, yaklaşık 37 bin sayfa tutanak tutulmuştur. Genel Kurul’un yanında ihtisas ve araştırma komisyonlarında da toplantılar yapılmış, bu komisyonlarda 995 saati aşan oturumlar gerçekleştirilmiştir.”

Milli Dayanışma Komisyonu öne çıktı

Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bu dönem önemli bir rol üstlendiğini söyledi:

“Uzun bir hazırlık döneminin ardından, Meclis’te temsil edilen partilerin büyük çoğunluğunun katılımıyla kurulmuş, ilk toplantısını 5 Ağustos’ta yapmıştır. Beş siyasi parti grubunun ve Meclis’te temsil edilen altı partinin yer aldığı 51 üyeli bu komisyon bugüne kadar 12 toplantı yapmış, 54 saati aşkın müzakere yürütmüştür. Toplamda 91 kurum, kuruluş ve kişi komisyona görüş ve önerilerini sunmuştur.”

Soru önergeleri ve araştırmalar

Kurtulmuş, yazılı soru önergeleri ve Meclis araştırmaları hakkında da bilgi verdi:

“17 bini aşkın soru önergesi verilmiş, bunlardan 9 bine yakını cevaplandırılmıştır. TBMM Başkanlığı’na yöneltilen 90 soru önergesinin 84’ü cevaplandırılmış, 2’si geri çekilmiş, 4’ü ise cevaplandırılma aşamasındadır. Üçüncü yasama yılında toplam 1.352 araştırma önergesi verilmiştir. Bunlardan kabul edilen 42 önerge ile 7 Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Bunların içinde en son Kartalkaya’da yaşanan facia ile ilgili araştırma komisyonu çok titiz bir çalışmayı yürütmüş ve raporunu TBMM’ye sunma aşamasına gelmiştir.”

'En aktif parlamentolardan biriyiz'

Meclis’in uluslararası ilişkilerde etkin rol üstlendiğini belirten Kurtulmuş, bu dönemde gerçekleştirilen görüşmeler, ziyaretler ve Gazze diplomasisine ilişkin detayları paylaştı.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu dönemde, yani 28. Dönemin üçüncü yılında da en öne çıkan faaliyetlerinden birisi parlamenter diplomasi alanındaki çalışmalardır. Bildiğiniz gibi parlamenter diplomasi artık uluslararası ilişkilerin en önemli araçlarından birisi haline gelmiştir. Halkların temsilcisi olarak görev icra eden dünya parlamentoları arasında diyebilirim ki parlamenter diplomasi bakımından en aktif parlamentolardan birisi bizim parlamentomuz Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.”

Kurtulmuş, Meclis’in Türk dış politikasına çok yönlü katkı sunduğunu belirtti:

“Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Devleti'nin girişimci, çok yönlü, çok taraflı dış politika çabalarına önemli bir katkı sunmuştur. Bu çerçevede Meclis Başkanı olarak, uluslararası asemblelerdeki parlamenter arkadaşlarımızın, ihtisas komisyonlarındaki arkadaşlarımızın, dostluk gruplarındaki arkadaşlarımızın çalışmaları fevkalade güçlü bir şekilde bu dönemde icra edilmiştir. Uluslararası parlamenter asemblelerde toplam 222, ihtisas komisyonlarında toplam 95, dostluk gruplarında da toplam 47 dış ilişkiler faaliyeti gerçekleştirilmiş, ülkemizde de bu süre içerisinde 25 heyet ağırlanmıştır.”

132 ikili görüşme, 6 ülkeye resmi ziyaret

Kurtulmuş, üçüncü yasama yılında yürütülen temasları şu rakamlarla özetledi:

“Ben de Meclis Başkanı olarak bu süre içerisinde, 3. yasama yılında gerçekleştirdiğim parlamenter diplomasi faaliyetlerine birkaç örnek vermek isterim. Bu kapsamda 11’i cumhurbaşkanı ve devlet başkanı, 77’si meclis ve senato başkanı olmak üzere çeşitli düzeylerde 132 ikili görüşme gerçekleştirdim. 6 ülkeye resmi ziyarette bulundum, ayrıca 19 ülkeden meclis ve senato başkanı ülkemize resmi ziyaretle geldiler. Ayrıca 8 uluslararası toplantıya iştirak ettik. Bu toplantıların hepsinde de, PAP Genel Kurulu, NATO Meclis Başkanları Zirvesi, P20 Meclis Başkanları Zirvesi gibi platformlarda ülkemizin görüşlerini uluslararası camiaya aktarma fırsatını bulduk.”

Gazze diplomasisi ve Filistin desteği

Kurtulmuş, bu dönemde Meclis’in en önemli faaliyetlerinden birinin de Filistin’in sesi olmak olduğunu vurguladı:

“Tabii ki bu süre içerisinde hem benim hem komisyonlardaki arkadaşlarımızın dış ilişkilerdeki en önemli faaliyet alanlarından birisi de Filistin’in sesi olmak, onların ihtiyaçlarını dünya kamuoyuna aktarmaktı. Bu çerçevede Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, 3. yasama yılında da Gazze diplomasisi, Filistin diplomasisi açısından fevkalade önemli çalışmalara imza atmıştır.”

7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırılarının TBMM’de yedi ortak bildiriyle kınandığını hatırlatan Kurtulmuş, “29 Ağustos 2025’te olağanüstü toplantıyla Meclis toplanmış, burada katılanların ittifakıyla karar alınmış ve bu karar dünya kamuoyuna çok güçlü bir şekilde ilan edilmiştir” dedi.

İstanbul’daki Filistin toplantısı

Kurtulmuş, 18 Nisan 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen Filistin’i destekleyen parlamentolar toplantısını hatırlatarak, bu platformun giderek genişleyeceğini söyledi:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı inisiyatifiyle 13 ülkenin katılımıyla (bizimle birlikte 14) 18 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz Filistin’i destekleyen parlamentolar grubu toplantısı giderek genişleyecek. Sadece bölge ülkeleri değil; Avrupa’dan, Asya’dan, Afrika’dan da parlamentolar bu yapıya dahil olacak.”

Malta Temsilciler Meclisi Başkanı’nın da bu girişime destek verdiğini aktaran Kurtulmuş, “Evvelki gün Türkiye’yi ziyaret eden ve misafirimiz olan Malta Temsilciler Meclisi Başkanı’na bu konuyu açtığımda, kendisi de ‘Tabii, başüstüne, ben de bu grupta yer almak isterim’ dedi” sözleriyle örnek verdi.

Gazze raporu Meclis’te tanıtıldı

Kurtulmuş, son olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından hazırlanan Gazze raporuna değindi:

“Bu süre içerisinde Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından hazırlanan ve ümit ediyorum ki İsrail’in uluslararası mahkemelerde insanlık suçları dolayısıyla yargılanması süreçlerinde büyük vesika, delil hüviyeti taşıyacak olan ‘Filistin’de İnsan Hakları İhlalleri: Gazze Soykırımı’ raporu da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kamuoyuna tanıtılmış, böylece bu konuda da önemli bir adım atılmıştır.”

‘335 bin kişi Meclis’i ziyaret etti’

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, değerlendirme toplantısının bu bölümünde Meclis’in temsil, tanıtım, organizasyon ve hizmet faaliyetlerine değindi. Ziyaretçi yoğunluğundan 23 Nisan etkinliklerine, Florya tesislerinden tasarruf uygulamalarına kadar birçok konuda bilgi verdi.

“Değerli basın mensubu arkadaşlarım, bir diğer alan temsil, tanıtım ve organizasyon alanında yapılanlardır. Bunları da çok kısaca paylaşmak isterim. Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yıl da kapılarını ziyaretçilere açık tutmuş ve rakamlara toplamda baktığınız zaman fevkalade ciddi bir şekilde ziyaretçi akınına uğradığı görülmektedir. Bu yıl 335 bin kişi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaret etmiş ve kendilerine kabul ile yönlendirme hizmetleri sunulmuştur. Ayrıca bunların içerisinden 137 bin kişiye de rehberlik hizmetleri arkadaşlarımız tarafından sağlanmıştır. Yine milletimiz tarafından ilgiyle takip edilen bir diğer yer, Birinci Meclis binamızdır. Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan bu bina, bu yasama yılında 531 bin kişi tarafından ziyaret edilmiştir.”

23 Nisan’da rekor katılım

Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerinin bir haftaya yayıldığını ve 60 bin kişinin Meclis’i ziyaret ettiğini açıkladı:

“Bu etkinlikler yalnızca bir gün değil, bir haftaya yayılan faaliyetler dizisi olarak gerçekleştirilmiş, başta çocuklarımız ve aileleri olmak üzere büyük ilgi görmüştür. 23 Nisan haftasında rekor bir katılımla 60 bin kişi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaret etti. Meclis Bahçesi’nde düzenlenen Çocuk Bahçesi programımıza çok sayıda kamu kurumu, üniversite ve araştırma merkezi ortak olarak katkı sundu. 81 ilden gelen çocukların katılımıyla Çocuk Forumu gerçekleştirildi. Ayrıca ilk kez bu yıl, çocuklarımızın 23 Nisan’a özel müzik eserleri üretmesi sağlandı ve yedi bölgeden yedi eser, ‘23 Nisan Konseri’ kapsamında seslendirildi.”

Florya tesisleri ve işçi alımları

Florya Atatürk Köşkü ve sosyal tesislerinin Ekim ayında açılacağını, Deniz Köşkü’nde ise restorasyonun sürdüğünü belirten Kurtulmuş, işçi alımlarında uygulanan yöntemin de sürdüğünü söyledi:

“Uzun süredir çalışmaları devam eden ve tamirat-tadilatı yürütülen İstanbul’daki Florya Atatürk Köşkü ve sosyal tesisleri konusunda önemli mesafe alındı. Sosyal tesislerimizi Ekim ayında hizmete açacağız. Florya Deniz Köşkü’nde de kapsamlı bir tamirat yürütülüyor. Cumhuriyet döneminin en önemli eserlerinden biri olan bu yapı, yıllar içinde bakımsız kaldığı için ciddi bir onarıma ihtiyaç duymuştu. Çalışmalar bilim kurulu gözetiminde sürdürülmektedir. İşçi alımlarında ise 2023 yılında başlatılan uygulama devam ediyor. Sadece noter huzurunda kura ile işçi alımı yapıldı, mülakat kaldırıldı. Bu yöntem büyük memnuniyet yarattı. 2025 yılında da 267 aday doğrudan noter çekimiyle işe alınmıştır.”

Eğitim, tasarruf ve dijitalleşme

Kurtulmuş, Meclis çalışanları için 77 farklı eğitim programı düzenlendiğini, yaklaşık 7 bin kişinin katıldığını açıkladı. Enerji verimliliği çalışmalarına da değinerek, “Bu yıl 2,7 milyon TL tasarruf sağlandı. Yeni devreye alınacak güneş enerjisi sistemleriyle yıllık 4,5 milyon TL sadece elektrikten tasarruf edilecek” dedi.

Ayrıca “Sıfır Atık Projesi” ve çevre yönetimi kapsamında da önemli kazanımlar elde edildiğini, Meclis’in dijitalleşme alanında “176 milyon sayfa kâğıt tasarrufu sağladığını” vurguladı.

Meclis Hastanesi güçlendi

Meclis Hastanesi’nin artık üçüncü basamak hastanelere doğrudan sevk yapabilecek düzeye ulaştığını belirten Kurtulmuş, “Sadece bir yıl içerisinde acil servis ve poliklinik hizmetlerinden faydalanan kişi sayısı 165 bin olmuştur. Böylece Meclis Hastanesi’nin güçlenmesi, kurumsal kapasitenin artırılmasının bir göstergesidir” dedi.

Öcalan sorusuna yanıt: 'Henüz gündeme gelmedi'

Değerlendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyon çalışmalarına dair yöneltilen soruya açıklık getirdi. Anka Haber Ajansı muhabirinin, “Abdullah Öcalan’ın komisyonda dinlenip dinlenmeyeceği” yönündeki sorusu üzerine Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı:

“İlk andan itibaren komisyonumuzda aldığımız ve hep beraber oy birliğiyle aldığımız karar çerçevesinde her şey kamuoyunun önünde açık bir şekilde cereyan ediyor. Bir toplantının dışında hiçbir toplantımız gizli olmadı. O da niteliği itibariyle Milli İstihbarat Teşkilatı'nın ve ilgili bakanlıkların dinlendiği toplantıydı. Dolayısıyla komisyonun herhangi bir konuda nasıl karar alacağı bellidir. Henüz bu konu komisyonun gündemine gelmemiştir. Komisyonun gündemine gelirse de nitelikli çoğunlukla bu karar komisyonda alınırsa, komisyon buna karar verecek. Bizim tek başımıza karar vereceğimiz bir konu değildir. Henüz komisyonun gündemine gelmemiştir.”

Komisyon takvimi ve toplumsal rıza vurgusu

Komisyon çalışmalarının süresine ilişkin soruya da yanıt veren Kurtulmuş, “Başlangıçta 31 Aralık nihai tarihi olarak koyduk. Eğer gerekirse ikişer aylık sürelerle de komisyonun çalışmalarını uzatma yetkisini komisyona verdik. Çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Beklentilerimin üstünde olumlu bir süreci sürdürüyoruz. Şeffaf, açık, ikinci bir gündem olmadan her şey komisyonda karar alınarak, müzakere edilerek devam ediyor.” dedi.

Kurtulmuş, sürecin toplumsal rızayı artırmaya dönük ilerlediğini vurguladı:

“Toplumsal rızanın arttırılması için bu süreçle ilgili kimler varsa; STK’lar, üniversite hocaları, hukukçular, kitlesel örgütlerin temsilcileri, mağdur olan aileler, şehit ailelerimiz, gazilerimiz… hepsi dinleniyor. Amaç sadece belli fikirlerin ortaya çıkması değil, toplumsal rızanın artmasıdır. Görüyorum ki bu kuruluşlar gelip görüşlerini dile getirdikçe toplumsal rıza ciddi şekilde artıyor.”

'Dengeleri gözeterek ilerliyoruz'

Sürecin hem hız hem de hassasiyet gerektirdiğini söyleyen Kurtulmuş, “Bir taraftan herkesi dinleyerek toplumsal rızayı çoğaltmaya çalışıyoruz, diğer taraftan da elimizi çabuk tutmak durumundayız. Bu öyle bir süreç ki iki ucunu da çok hassas şekilde dengede tutmanız lazım. Bir tarafta Kürtlerin haklarını dikkate alacaksınız. Diğer tarafta Türkiye’nin büyük çoğunluğunu oluşturan Türklerin hassasiyetlerini ve gururunu dikkate alacaksınız. Dolayısıyla bu dengeleri gözeterek süreci yürütüyoruz.” ifadelerini kullandı.

'Örgütün silahsızlanması sürecin önünü açar'

Kurtulmuş, sürecin hızlanabilmesi için PKK’nın silahsızlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti:

“İmralı’nın yaptığı açıklamalar çerçevesinde terör örgütünün sembolik olarak Süleymaniye’de yaptığı silah yakma töreninin gereğinin devam ettirilmesi, örgütün silahsızlanmayı sürdürmesi ve yine İmralı’nın yaptığı açıklama gereği, sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, Türkiye sınırları dışında da bütün bileşenleriyle birlikte örgütün kendisini feshettiğini ortaya koymasıyla birlikte, sürecin çok daha hızlı bir şekilde ilerleyeceğine inanıyorum.”

Silah bırakma süreci: ‘Meclis gözlemci olabilir’

Toplantıda yöneltilen bir başka soru, PKK’nın silah bırakma süreci üzerine oldu. Bir gazeteci, Temmuz ayında yapılan sembolik silah yakma töreninin ardından geçen üç ayda komisyona yeni bilgi gelip gelmediğini ve MİT’in bilgilendirme yapıp yapmayacağını sordu.

Kurtulmuş, bu sürecin en hassas aşamalardan biri olduğuna dikkat çekti:

“Bizim şu anda Türkiye’de geldiğimiz nokta, başka örneklere baktığınızda beş ila dokuz yıl arasında ulaşılan seviyedir. Yani fevkalade değerlidir, önemlidir. Ama dediğiniz gibi, silahların tamamen bırakılması, artık Türkiye için silahlı çatışma döneminin bütünüyle geride kalmış olması en hassas hususlardan biridir.”

Silahların tamamen bırakılıp bırakılmadığının Meclis tarafından değil güvenlik kurumları tarafından tespit edileceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Örgütün gerçekten kendini feshettiğinin, silahları tamamen bıraktığının tespiti Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı bir şey değildir. TBMM bu sürece sadece vaziyet edebilir. Esas itibarıyla devletin güvenlik kurumları, yani Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlığımız başta olmak üzere terörle mücadeleyle ilgili güvenlik kurumları saha tespitlerini yaparlar. Örgütün bütünüyle silah bıraktığı ve fesih sürecinin tamamlandığı ortaya konulursa, Meclis Komisyonu olarak biz tabiri caizse gözlemci olabiliriz, sürece vaziyet edebiliriz. Ama nerede, kim, kaç tane silah bıraktı, bu bizim işimiz değildir.”

Kurtulmuş ayrıca, “Herkes bu süreçte bunun bir devlet politikası olduğunu bilmelidir. Devletin bütün kurumları da kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmektedir. İnşallah kısa süre içerisinde sonuç alacağımız bir noktaya geleceğiz” ifadelerini kullandı.

'Komisyon yasa çıkarmaz, rapor sunar'

Bir diğer soru, terör örgütü mensuplarının eve dönüşleri ve infaz düzenlemesine ilişkin olası yasa teklifleri hakkında oldu. Kurtulmuş, komisyonun rolünü şu sözlerle açıkladı:

“Takvim zaten kendi süresi içerisinde yürümektedir. Bu tür çatışma çözümlerindeki temel kurallardan biri ‘pedal çevirme’ metaforuyla anlatılır. Yani iki ayağın birlikte hareket etmesi gerekir. TBMM bütün bu çalışmaları birkaç gün içinde tamamlayabilir. Ama pedalın diğer ayağı da çalışmalıdır. Terör örgütü lideri İmralı’dan seslenişinde, ‘Artık terörün gereği kalmamıştır, silahlı mücadelenin gereği kalmamıştır, örgütü feshediyoruz, silahları bırakıyoruz, demokratik bir mücadele dönemine başlıyoruz’ dedi. Dolayısıyla karşı tarafın da bunları yerine getirmesi gerekir. İki ayak beraber yürürse pedal çevrilebilir.”

Kurtulmuş, komisyonun yasal düzenleme hazırlama yetkisi bulunmadığını vurguladı:

“Bizim Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz bir Anayasa Komisyonu değildir, Plan Bütçe Komisyonu değildir, yasa hazırlayacak bir komisyon değildir. Temel vazifemiz sürecin başarıyla tamamlanmasını takip etmek, kontrol etmek, öncülük yapmak ve sonunda bir raporla hangi alanlarda yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu Meclis’e sunmaktır. Komisyonun nihai raporu bu çerçevede hazırlanacak ve Meclis’e sunulacaktır. Yasa çıkarmak ise TBMM’nin sorumluluğundadır. Partiler ortak bir çerçevede anlaşmaya varırlarsa, kısa süre içerisinde yasalar çıkarılabilir. Tekrar vurgulamak isterim: Bu komisyon bir yasa hazırlama komisyonu değil, sürecin ana çerçevesini belirleyip rapor halinde Meclis’e sunma görevi üstlenmektedir.”

Trump görüşmesi: 'Tarihi bir gelişmeydi'

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gazetecilerin sorularını yanıtlarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Tabii, fevkalade önemli bir ziyaret, tarihi bir gelişmeydi. Ben sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın Trump’la görüşmesini değil, Cumhurbaşkanımızın New York’taki çalışmalarının tamamını — Genel Kurul’daki konuşması, Gazze özel oturumundaki konuşması, Trump’la beraber Müslüman ülke liderleriyle yaptığı görüşmeleri — bir bütün olarak değerlendirdiğimde, dünkü Trump görüşmesinin de oldukça olumlu bir sonuç verdiğini söylemek mümkündür. Hakikaten önemli, tarihi bir görüşmeydi.”

Kurtulmuş, bu görüşmenin Türk-Amerikan ilişkileri ve bölgedeki dengeler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı:

“Bu görüşmenin hem Türk-Amerikan ilişkileri bakımından hem de bölgedeki dengeler açısından Türkiye’ye yeni kapılar açacağını, yeni adımların atılmasına vesile olacağını ümit ediyorum. Ayrıca bu görüşmeden dışarıya yansıyan olumlu havanın da önemli olduğunu düşünüyorum. Uzunca bir süredir ABD Başkanı’nın bir Müslüman ülke lideriyle bu denli samimi bir görüşme yapması, dünya dengeleri açısından da dikkat çekicidir. İnşallah sonuçları iyi olur.”

'Türkiye’nin Suriye’deki katkısı vurgulandı'

Erdoğan’ın Suriye politikalarına ilişkin ifadelerine değinen Kurtulmuş, “Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın Suriye politikaları konusunda gösterdiği liderliğe atıfta bulunarak, hatta biraz abartılı bir cümleyle ‘Suriye’yi siz aldınız’ demesi de, Türkiye’nin Suriye konusunda, özellikle siviller için geçmiş dönemde yaptığı katkıların altını çizen bir ifadedir. Ümit ederim ki, başta Suriye olmak üzere, bu görüşme bölgedeki tüm sorunlu alanlarda ülkemizin lehine gelişmelere vesile olur.” dedi.

Komisyon çalışmaları: ‘Gençler ve kadınlar da dinlenmeli’

Yeni Şafak muhabirinin sorusu üzerine Kurtulmuş, komisyonun dinleme sürecine dair bilgi verdi.

“Dün bile siyasi partilerimizden yazılı olarak ‘şunlar da dinlensin’ diye teklifler geldi. Bir yandan komisyon devam ediyor, bir yandan da ‘dinlemenin sonuna geldik’ gibi bir noktadayız. Ama partilerden talepler gelmeye devam ediyor. Biz bunların hepsini bir çizelgeye aldık. Hangi parti kimi teklif etmiş, partilerin ortaklaştığı isimlere öncelik verdik.”

Kurtulmuş, bundan sonraki süreçte gençlik ve kadın temsilcilerinin yanı sıra emekli askerlerin ve hukuk çevrelerinin dinlenmesinin yararlı olacağını belirtti:

“Gençlik ve kadın temsilcilerinin dinlenmesinde fayda var. Yine emekli subaylar, astsubaylar; terörle mücadelede katkı sağlamış grupların dinlenmesi yararlı olacaktır. Ayrıca baroları dinledik ama hukuk dernekleri ve güçlü akademisyenlerin de komisyona davet edilmesi faydalı olur kanaatindeyim. Belki de son toplantıyı, MİT Başkanı ve ilgili bakan arkadaşlarımız — Adalet Bakanımız, Dışişleri Bakanımız — ile yaparak genel çerçeveyi onların değerlendirmesiyle tamamlamak mümkün olabilir. Bu, dinlemelerin biteceği anlamına gelmez, gerekirse yeni isimler de çağrılabilir.”

ABD Büyükelçisi’nin açıklaması: ‘Meşruiyetin kaynağı millet iradesidir’

Aydınlık muhabirinin, ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tombarağ’ın hükümetin meşruiyetine dair açıklamalarına ilişkin sorusuna ise Kurtulmuş şu yanıtı verdi:

“Ben herhangi bir kimsenin konuşması hakkında yorum yapmam. Herkesin söylediği söz kendisini bağlar. Kendisi de düzelttiğini ifade ediyor. Ancak şunu söylemek isterim: TBMM Başkanı olarak ve siyasi hayatı boyunca hep demokrasiden, milli iradeden yana olmuş birisi olarak şunu vurgulamak isterim: Türkiye’de meşruiyetin bir tek kaynağı vardır, o da millet iradesidir. Millet iradesinden başka hiçbir iç ya da dış odağın Türk siyasetine meşruiyet sağlaması mümkün değildir.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi tecrübesine de işaret etti:

“Şu anda Türkiye’de sağlam bir demokrasi vardır. Defalarca bedel ödemiş, darbelerle sınanmış, olgun bir halk vardır. Demokrasi tarihimizde kaç kere darbe girişimiyle milletin iradesi kesintiye uğratılmaya çalışıldı, millet ağır bedeller ödedi, bunu biliyoruz. Dolayısıyla TBMM çatısı, Türkiye’de milli iradenin temsil edildiği yerdir. Meşruiyetin yegâne kaynağı, burada tecelli eden millet iradesidir.”

Yeni anayasa vurgusu: 'Bu anayasa Türkiye’yi taşımıyor'

Toplantının sonunda, 12 Eylül darbesinin 45. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamalar hatırlatılarak, yeni anayasa süreci soruldu. Kurtulmuş, komisyon çalışmalarının anayasa hazırlığıyla bağlantılı olmadığını belirtti.

“Bu bizim Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarının anayasa çalışmalarıyla bir ilgisi yoktur. Bunu baştan beri ayırdık ki doğru ile yanlış iç içe girmesin. Bu komisyonun ortaya koyduğu önemli sonuçlardan biri de şudur: Farklı fikirde insanlar kavga etmeden, birbirini ötekileştirmeden, hakaret etmeden, hatta sözünü kesmeden en farklı konuları bile müzakere edip sonuç alabiliyor. Bu, demokratik olgunluğun olmazsa olmaz şartıdır.”

Kurtulmuş, komisyonun sağladığı uzlaşı kültürünün Türkiye’nin diğer meselelerinin demokratik ortamda çözülebileceğini gösterdiğini söyledi:

“Bu komisyon Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet tarihinin en zor konularını dahi teenniyle, karşısındakini dinleyerek çözebileceğini göstermiştir. Burada başarılı bir sonuç ortaya koyduğumuzda, Türkiye’nin diğer meselelerinin de rahatlıkla demokratik bir ortamda müzakere edilebileceği anlaşılacaktır.”

'Dört temel yasal metin'

Yeni anayasa konusunun, sadece bir metin değişikliğinden ibaret olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Bir ülkenin demokratik topografyasını belirleyen dört temel yasal metin vardır: Anayasa, Meclis iç tüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu. Bunlarla ilgili düzenlemelerin yapılabilmesi mümkündür ve şartlar da bu düzenlemelerin süratle sonuçlandırılması gerektiğini göstermektedir.” dedi.

“Artık bu anayasa Türkiye’yi taşıyamıyor” diyen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

“38. Yasama Dönemi’nin ilk toplantısında Meclis Başkanı seçildikten sonra yaptığım teşekkür konuşmasında da bunu ifade etmiştim. Bu mesele, şahısların ya da parti aidiyetlerinin ötesinde, Türkiye’nin ihtiyacıdır. Artık bu anayasa Türkiye’yi taşıyamıyor. Bunun yeni bir üslupla, yeni bir anlayışla ele alınması gerekiyor. Tabii ki şahsi fikirlerim var; ancak bulunduğum pozisyon gereği, bunları dile getirerek anayasa çalışmalarını yönlendirmek istemem.”

'Demokratik standartları yükseltmek'

Kurtulmuş, yeni anayasa ve diğer düzenlemelerin temel amacının demokratik standartların yükseltilmesi ve devlet-millet kaynaşmasının güçlendirilmesi olduğunu belirtti:

“Bu komisyonun çalışmaları başarıyla sonuçlandıktan sonra Türkiye yeni bir anayasa yapabileceğini gösterecektir. Bununla birlikte, diğer üç temel hukuk metninde de düzenlemeler yapılabilir. Bütün bunlardaki amaç şudur: Türkiye’nin demokratik standartlarını yükseltmek, devletin kurumsal kapasitesini artırmak ve özellikle devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak, güven ortamını teyit edecek adımlar atmaktır.”

'Tüm partilerin katkısı gerekli'

Kurtulmuş, yalnızca iktidar partisinin değil, tüm partilerin bu sürece katkı verdiğini söyledi:

“Bu konuda sadece AK Parti değil, diğer partilerin de çalışmalar yürüttüğünü biliyorum. İnşallah, bu komisyondaki olumlu atmosferin benzeri oluşur ve Türkiye yeni anayasa yapım sürecine en kısa sürede başlar.”

Toplantıyı kapatırken ise şunları söyledi:

“Başka söz almak isteyen arkadaşlarımız varsa buyursun. Yoksa çok teşekkür ediyorum. Bu Meclis çalışmaları dolayısıyla sizler de en az bizler kadar yoruluyorsunuz. Hepinize teşekkür ediyorum. İnşallah bu dönemde keyifli bir çalışma yılı geçiririz. İyi günler diliyorum. Sağ olun.”