Yapay zekâ günümüzde yaşamın her alanına hızla yayılmaya devam ediyor. Bireylerin eğitimden iş hayatına, yazışmalardan günlük iletişime kadar birçok alanda kullandığı temel teknoloji haline gelen yapay zekâ, yalnızca bilgiye hızlı erişim sağlamakla kalmıyor aynı zamanda dil kullanımını da şekillendiriyor. İnsanların düşünce süreçlerini etkilerken okuma- yazma alışkanlıklarını dönüştürüyor.
Eğitimde yapay zekâ kullanımı
Özellikle eğitim alanında yapay zekâ, öğretim süreçlerini bireyselleştirebilme, öğrenme hızını artırma ve öğrenci eksikliklerini belirleme gibi avantajlar sunuyor. Örneğin koronavirüs salgını ile birlikte uzaktan eğitim süreci boyunca EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden yürütülen çevrimiçi Türkçe dersleri, öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerilerini desteklemeyi amaçladı. Bu süreç, yapay zekânın eğitimde zorunlu bir araç hâline gelmesini sağladı.
Öte yandan uzmanlar, yapay zekânın giderek günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesinin bazı olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Dilin yozlaşması, kalıplaşmış ifadelerin artması ve düşünme yetisinin zayıflaması, bu sonuçların başında geliyor.

Dilin doğal evrimi hızlanıyor
Türkçe, binlerce yıllık tarihi boyunca pek çok farklı coğrafyada gelişerek zengin bir sözcük dağarcığı ve köklü bir gramer yapısı oluşturmuştur. Dilin evrimsel süreci içerisinde günümüz Türkçesine geçiş, dilin sadeleşmesi ve halkın anlayabileceği bir yapıya kavuşması ile nitelenirken dilin bu zenginliği, sadece iletişim aracı olmanın ötesinde bir kültürel değer olarak da kabul edilir.
Türkçe eğitimi, ana dili eğitimi temelinde ele alındığında, kültürel mirasın korunması ve yeni nesillere aktarılması açısından kritik bir öneme sahiptir. Fakat yapay zekâ teknolojileri, özellikle yazılı içerik üretimi ve bilgi edinme süreçlerinde çok fazla kullanıldığında, dilin doğal işleyişine müdahale edebilme riski taşır. Yazım yanlışlarını otomatik düzelten algoritmalar, dilin doğal evrimini hızlandırırken aynı zamanda öğrencilerin kendi hatalarından öğrenme fırsatının önüne geçer.
Yapay zekânın yazma ve okuma alışkanlıklarına etkileri
Yapay zekâ tabanlı yazılım ve uygulamalar, bireylere yazma süreçlerinde kolaylık sağlar, metinleri otomatik olarak düzenler, özetler ve anlamı analiz eder. Örneğin, basılı materyalleri dijital metne dönüştürme ve ardından sesli metne çevirme işlemleri, öğrencilerin okuma hızını ve bilgiye erişimini artırıyor. Google’ın 2018 yılında satın aldığı Socratic uygulaması, öğrencilere fotoğraf veya sesli komut yoluyla sorularını çözmede yardımcı oluyor.
Tüm bu kolaylıkların bir yan etkisi de öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini ve düşünce akışlarını yeterince geliştirememesi. Yapay zekâ uygulamaları, metinleri otomatik düzelttiğinde, öğrenciler hatalarını fark etmiyor ve kendi dilsel farkındalıklarını geliştirme fırsatını kaybediyorlar. Bu da demek oluyor ki yapay zekâ kullanımının yoğun olduğu bireylerde kelime dağarcığı daralabilir ve dil analizi yetisi zayıflayabilir.

Dilin yozlaşması ve kalıplaşmış ifadelerin artışı
Yapay zekâ, her ne kadar dilin doğru kullanımı konusunda yardımcı olsa da bazı durumlarda kalıplaşmış ve otomatikleşmiş ifadelerin yaygınlaşmasına neden olabilir. Örneğin, yapay zekâ algoritmaları sık kullanılan kalıpları önerdiğinde, öğrenciler veya içerik üreticileri bu kalıplara bağımlı hâle gelir. Bu da dilin yaratıcı kullanımını sınırlandırırken metinlerde monoton bir üslup ortaya çıkmasına neden olabilir.
Doğal dil işleme süreçleri; yazım yanlışlarının düzeltilmesi, metin özetleme ve bilgi çıkarımı gibi alanlarda faydalı olsa da, bu araçların yoğun kullanımı, bireylerin kendi eleştirel düşünme süreçlerini kullanmalarını azaltabilir.
Türkçe eğitimi ve yapay zekâ alanında yapılan araştırmalar, teknolojinin eğitim süreçlerine etkisini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Yapay zekânın eğitimde özel bir yere sahip olmasının nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
Eğitimin öğrencinin bireysel ihtiyaçlarıyla eşleşmesi,
İletişimi doğrudan sağlama ve yanıt verme özelliği,
Öğrenme sürecinin modellenebilmesi,
Performansa göre hangi bilginin öğrenciye sağlanacağına karar verebilme,
Öğrenciye uygun anlama düzeylerini belirleme,
Eğitimin uygulanması sürecine ilişkin kararlar verebilme.
Bu özellikler, Türkçe derslerinde öğrencinin eksik yönlerini belirlemede ve öğrenme süreçlerini bireyselleştirmede önemli bir rol oynamaktadır.
Yapay Zekâ Kullanımının Eğitime Katkıları
Yazma ve Düzenleme Araçları
Yapay zekâ temelli yazılım ve uygulamalar, öğrencilerin yazılı içerik üretimini destekler. Yazım yanlışlarını düzeltme, metinleri sınıflandırma ve akıcı hâle getirme gibi işlevler, özellikle Ofis uygulamaları ve eğitim platformları üzerinden sağlanmaktadır.
Okuma ve Anlama Süreçleri
Basılı metinlerin taranarak dijital hâle dönüştürülmesi ve sesli metne çevrilmesi, öğrencilerin okuma alışkanlıklarını geliştirmekte ve bilgiye erişim sürecini hızlandırmaktadır. Google Socratic uygulaması gibi araçlar, öğrencilere fotoğraf veya sesli komutlarla sorularını çözme olanağı sunmaktadır.
Bilgiye Erişim ve Etkileşim
Siri, Google Asistan gibi sesli asistanlar, öğrencilerin bilgiye erişim biçimlerini dönüştürmekte ve öğrenmeyi her ortamda daha erişilebilir hâle getirmektedir. Bu araçlar, hem öğrenciler hem de öğretmenler için eğitim sürecinde faydalı dönütler sağlar.
Öğretmenlerin Rolü
Yapay zekâ, öğretmenin rolünü geleneksel öğreticilikten yönlendirici bir konuma taşımaktadır. Öğretmenler, yapay zekâ destekli araçlar sayesinde derslerin planlanmasında rehberlik alabilir ve dersleri daha ilgi çekici hâle getirebilir
