Petrol fiyatlarındaki bu kısmi gerilemede, ABD hükümetinin yeniden açılacağına dair beklentiler ve bu sayede azalan belirsizlikler etkili oldu. ABD Senatosu’nun hükümetin açılmasına ilişkin yasa tasarısını onaylamasının ardından, gözler bugün Temsilciler Meclisi’ndeki oylamaya çevrildi.
Yasanın kabul edilmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın onayıyla yürürlüğe girmesi, ülke tarihinin en uzun süren yaklaşık 42 günlük hükümet kapanmasını sona erdirecek. Uzmanlar, hükümetin yeniden faaliyete geçmesinin, özellikle hava yolu taşımacılığındaki aksamaların azalmasıyla birlikte yakıt talebini artırabileceğini belirtiyor.
OPEC+’nın Üretim Artışı Fiyatlar Üzerinde Baskı Yaratıyor
Fiyatlardaki aşağı yönlü baskının bir diğer nedeni ise OPEC+ grubunun üretim artışı kararı. OPEC ve OPEC dışı üreticilerden oluşan grup, kasım ayındaki toplantısında aralık ayında üretimi günlük 137 bin varil artırma kararı almıştı.
Bu karar, küresel arz fazlası endişelerini güçlendirirken, petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareketini sınırladı. OPEC+, 2026 yılının ilk çeyreğinde üretim artışlarına ara vereceğini açıklamıştı. Grubun bir sonraki toplantısı ise 30 Kasım’da gerçekleştirilecek.
Çin’de Zayıf Talep ve Yaptırım Belirsizliği
Petrol fiyatlarını baskılayan bir diğer faktör ise dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin’deki zayıf talep görünümü. Ülkede ekonomik toparlanmanın yavaş seyretmesi, rafineri talebini düşürürken fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Ayrıca, ABD’nin Rus enerji devleri Rosneft ve Lukoil’e yönelik yaptırımları da piyasalarda belirsizlik yaratıyor. Bu yaptırımların küresel arz zincirine etkisinin tam olarak ölçülememesi, yatırımcıların temkinli davranmasına neden oluyor.
Analistler ne diyor?
Piyasa uzmanlarına göre, kısa vadede petrol fiyatlarında arza dayalı riskler etkisini sürdürecek. OPEC+ üretim artışının devam etmesi ve Çin talebindeki zayıflığın sürmesi durumunda, Brent petrolün 64 dolar bandında dengelenmesi bekleniyor.
Uzmanlar ayrıca, ABD’de hükümetin yeniden açılmasının kısa vadede talebi destekleyebileceğini ancak küresel arz fazlası endişelerinin orta vadede fiyatları baskılamaya devam edeceğini ifade ediyor.
