Londra merkezli terapist ve koç Bobbi Banks, modern insanın 'her şeyi tek başıma hallederim' duruşunun arkasındaki nedenleri incelemektedir. Banks, bu duruşun çoğu zaman geçmişte yaşanan çözülmemiş yaralarla bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır. Yetişkinlikte işlevselliğin sağlanabilmesi için bağımsızlık önemli olsa da, aşırı bağımsızlık, geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının bir yansıması olarak ortaya çıkabilir.
Başkalarına Güvenmek Neden Zor?
Başkalarına güvenmek, doğası gereği kırılgan olmayı gerektirir. Eğer bir birey çocukluğunda bakım verenleri tarafından yarı yolda bırakıldıysa, bu durumda izolasyonu bir korunma kalkanı olarak seçmesi oldukça doğaldır. Terapist Richard Drobnick, kişinin başkalarından destek bekleyip hayal kırıklığı yaşamaktansa, yalnızca kendine güvenmenin daha az acı verici olduğunu öğrendiğini belirtmektedir.
Uzaklaşma, duygusal olarak yorulmanın bir işareti olarak değerlendirilmektedir. Güven, sağlıklı ilişkilerin temel taşıdır ve bu güvenin yeniden inşa edilmesi, geçmişte yaşanan ihanetlerin ardından oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Çift terapisti Nicola Beer, güvenin aniden geri gelmeyeceğini ve bu iyileşme sürecinin aceleye getirilmemesi gerektiğini ifade etmektedir.
Aşırı Bağımsızlık ve Yalnızlık
'Her şeyi tek başıma çözmek zorundaydım' inancı, arkasında destek mekanizması olmayan bireylerin aşırı bağımsızlık benimsemesine yol açmaktadır. Terapist Dr. Reta Faye Walker, çocuklukta duygusal ihmale maruz kalan bireylerin yalnızca kendine güvenmeyi öğrendiğini, ancak bunun 'yalnız bir yaşam biçimi' olduğunu ifade etmektedir. Bu özgüven, hayatta kalma becerisi olarak değerlendirilebilir; ancak zamanla ağır bir yük haline gelebilir.
Terk edilme ve reddedilme korkusu, bağlanma stillerimizi şekillendiren önemli bir faktördür. Reddedilme deneyimi yaşayan bireylerin, güvenli bağlanma geliştirmesi zor olsa da imkansız değildir. Psikolog Dr. Perrin Elisha, erken dönem travmalarına rağmen insanların derin bağlar kurabileceğine inanmaktadır. Bu bağların kurulabilmesi için ilk adım, kendi bağlanma tarzını tanımaktan geçmektedir.
Yalnızlık ve Sosyal Bağlar
'Güvenebileceğim kimse yoktu' hissi, mücadelelerinde yalnız kalan bireyler için savunmasız olmanın korkutucu bir deneyim olduğunu ortaya koymaktadır. Kişisel gelişim koçu Bill Protzmann, anlamlı sosyal bağlar kurmanın yaşam kalitesini artıracağını belirtmektedir. İnsanın izolasyonun boğucu etkisini azaltabilmesi için dışarıya el uzatması ve destek istemesi gerekmektedir.
Erken büyümek ve 'her zaman güçlü olmalıyım' anlayışı, ebeveynleştirilmiş çocukların duygu göstermeyi zayıflık olarak görmesine neden olmaktadır. Terapist Blair Nicole Nastasi, bu bireylerin ilişkilerde sınır belirlemekte zorlandığını ve aşırı verici olduklarını ifade etmektedir. Oysa korkuları ifade etmek, insanlarla gerçek bağlar kurmanın kapısını açar.
