reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9493 %0.12
51,9846 %0.09
7.435,91 % 1,41
2.855.358 %-1.19
İşçi Haber Sağlık Neden kilo veremiyorum diyenlere bilimsel cevap: Suç iradenizde değil, genlerinizde olabilir!

Neden kilo veremiyorum diyenlere bilimsel cevap: Suç iradenizde değil, genlerinizde olabilir!

"Zayıflamak için sadece az ye ve spor yap" formülü neden herkeste işe yaramıyor? Milyonlarca insan sadece "iradesiz" olduğu için mi kilo veremiyor? Bilim dünyası, obezitenin bir karakter sınavı değil, vücudun hayatta kalmak için verdiği biyolojik bir savaş olduğunu kanıtladı. Beyindeki "kilo termostatından" açlık genlerine kadar, tartıyla olan mücadelenizin arkasındaki gizli gerçekleri keşfedin.

Okunma Süresi: 3 dk

Yıllardır toplumda ve tıp dünyasında kökleşmiş bir inanış var: "Kilo vermek istiyorsan boğazını tut, biraz hareket et." Ancak milyonlarca insan bu formülü denediği halde neden hala tartıyla kavga ediyor? Bilim insanları artık obeziteyi bir disiplin sorunu olarak görmeyi bırakıp, onu hormonların ve genlerin yönettiği karmaşık bir sistem olarak tanımlıyor. 2026 yılı itibarıyla dünya genelinde devreye giren reklam yasakları ve yeni gıda politikalarıyla birlikte, zayıflamanın aslında biyolojik bir savaş olduğu gerçeği daha net bir şekilde tartışılıyor. İradenizin sınırlarını zorlamadan önce, vücudunuzun neden kilo kaybetmemek için size direndiğini anlamanız gerekiyor.

İrade efsanesi: Neden 'disiplin' tek başına çözüm değil?

Obezite üzerine yapılan araştırmalar, insanların büyük çoğunluğunun bu sorunun tamamen yaşam tarzı seçimleriyle önlenebileceğine inandığını gösteriyor. Ancak diyetisyen Bini Suresh'e göre, motivasyonu en yüksek hastalar bile biyolojik engelleri aşmakta zorlanıyor. Uzmanlar, "irade" kelimesinin obeziteyi açıklamakta yetersiz kaldığını; durumun karakter zayıflığı değil, vücudun açlık ve tokluk yollarındaki karmaşık bozulmalardan kaynaklanan kronik bir durum olduğunu vurguluyor.

Açlık genleri: Bazı insanlar biyolojik olarak daha fazla acıkıyor

Cambridge Üniversitesi'nden Prof. Sadaf Farooqi, kilo alıp vermenin sandığımızdan çok daha fazla genlerimize bağlı olduğunu belirtiyor. Beynimizde açlık ve tokluk sinyallerini yöneten yollar, herkes için aynı seviyede çalışmıyor. Özellikle dünya nüfusunun yaklaşık beşte birinde bulunan MC4R geni mutasyonu, bu sistemi doğrudan etkiliyor. Bu genetik özelliğe sahip olan insanlar, diğerlerine göre çok daha sık acıkıyor ve yemek yedikten sonra doyma hissini çok daha geç yaşıyor. Yani bu kişiler için "bir bisküviyle yetinmek", biyolojik bir sinyale karşı durmak kadar zorlu bir hal alıyor.

Vücudunuz neden eski kilosuna dönmek istiyor?

Birçok insanın diyet yaptıktan sonra verdiği kiloları hızla geri almasının (yo-yo diyeti) ardında "Set Point" (Ayar Noktası) teorisi yatıyor. Vücudumuzun ağırlığını tıpkı bir termostat gibi yöneten bu sistem, beynin "doğru" kabul ettiği bir kilo seviyesini korumaya çalışıyor. Eğer diyetle kilonuz bu ayarın altına düşerse, beyniniz "açlıktan ölme tehlikesi var" sinyali gönderiyor. Sonuç olarak vücut enerjiyi korumak için metabolizmayı yavaşlatıyor ve iştahı inanılmaz derecede artırıyor. Bu durum, kilo vermeyi bir karakter testinden ziyade, beynin hayatta kalma mekanizmasına karşı verilen bir mücadeleye dönüştürüyor.

Leptin ve İnsülin dengesi bozulduğunda ne olur?

Vücudumuzdaki yağ hücreleri, beyne "depolar dolu, daha fazla yeme" diyen leptin adında bir hormon üretir. Ancak modern beslenme düzenindeki şeker ve işlenmiş gıdalar, bu hassas iletişimi bozuyor. Özellikle kanda insülin seviyeleri sürekli yüksek olduğunda, tokluk sinyali veren leptin beyne ulaşamıyor. Vücudunuzda yeterli yağ depolanmış olsa bile, beyniniz bu sinyali alamadığı için kendinizi sürekli "aç" hissediyorsunuz. Yani sorun iradenizde değil, hormonlarınız arasındaki bu "bozuk telefon" trafiğinde olabilir.

Modern dünya irademizi nasıl ele geçiriyor?

Genetik yapımız binlerce yıldır aynı kalsa da, obezite oranlarının son 40 yılda patlamasının nedeni "obezojenik çevre" olarak adlandırılıyor. Yapılan araştırmalar, sağlıklı gıdaların kalori başına maliyetinin, sağlıksız ve işlenmiş gıdalardan iki kat daha pahalı olduğunu gösteriyor. Her köşe başında karşımıza çıkan fast-food dükkanları ve telefonumuzdaki agresif yemek reklamları, beynimizi sürekli tüketime programlıyor. Kamu sağlığı uzmanlarına göre; irademiz aniden yok olmadı, sadece aşırı tüketime göre tasarlanmış bir çevrede yaşamaya başladık.

Kaynak: BBC