reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6150 %0.03
52,0150 %-0.01
7.076,73 % -0,58
3.050.392 %-1.368
İşçi Haber Spor Plzen tribünlerinden 'Türkle savaş' pankartı: Tarihi slogan mı ırkçılık mı?

Plzen tribünlerinden 'Türkle savaş' pankartı: Tarihi slogan mı ırkçılık mı?

Viktoria Plzen – Fenerbahçe maçında Çek taraftarların “Vojna s Turkem musí být” yazılı pankartı büyük tepki çekti. Tarihte Osmanlı karşıtı bir söylemden gelen ifade, modern futbolda Türklere karşı nefret mesajı olarak yorumlandı. UEFA'nın bu kareografi için disiplin süreci başlatıp başlatmayacağı merak ediliyor.

Okunma Süresi: 3 dk

UEFA Avrupa Ligi’nde Viktoria Plzeň ile Fenerbahçe arasında oynanan maç, saha içindeki rekabetten çok tribünlerde açılan pankart nedeniyle gündeme oturdu. Plzeň taraftarlarının kale arkasında sergilediği kareografide Çekçe “Vojna s Turkem musí být” ifadesi yer aldı. Bu ifade Türkçeye “Türkle savaş olmalı” ya da “Türklerle savaşmak gerekir” şeklinde çevriliyor. Slogan, tarihi bir alıntı olsa da Türk spor kamuoyunda ırkçı, düşmanlaştırıcı ve ksenofobik bir söylem olarak değerlendirildi.

Tarihsel bir söz mü, nefret çağrısı mı?

Kullanılan ifade, aslında Çek edebiyatında ve Orta Avrupa tarih anlatılarında yer alan eski bir deyişe dayanıyor. 18. yüzyılda Osmanlı–Avusturya savaşları döneminden kalma bir halk sloganı olarak bilinen bu söz, daha sonra Çek yazar Jaroslav Hašek’in “Aslan Asker Švejk” adlı hiciv romanında alaycı bir biçimde geçiyor. Hašek, bu ifadeyi savaş çığırtkanlığını ve kör milliyetçiliği eleştirmek için kullanmıştı.

Ancak bu sözün modern bir futbol maçında, doğrudan bir Türk takımına karşı tribünde pankarta yazılması, tarihsel bağlamı tamamen değiştirdi. Türk taraftarlar ve bazı uluslararası yorumcular, bu kareografiyi “edebi bir gönderme değil, milliyetçi provokasyon” olarak nitelendirdi. Sosyal medya üzerinden birçok kullanıcı, “Bu ifade mizah değil, milli kimliğe yönelik doğrudan düşmanlıktır” diyerek tepki gösterdi.

UEFA kurallarına göre yaptırım konusu olabilir

UEFA Disiplin Talimatı’nın 14. maddesi, “ırk, milliyet, etnik köken, din veya dil farkı gözeterek bir topluluğu aşağılayan, tehdit eden ya da düşmanlaştıran ifadeleri” açık şekilde yasaklıyor. Bu tür eylemler ilk seferde kısmi tribün kapatma ve para cezası, tekrarında ise tam stadyum kapatma, puan silme veya turnuvadan men gibi yaptırımlarla sonuçlanabiliyor.

Viktoria Plzeň’in geçmişte de taraftar pankartı nedeniyle UEFA’dan ceza aldığı biliniyor. 2011 yılında hakaret içeren bir pankart nedeniyle kulüp para cezası almıştı. Bu nedenle bu olayda UEFA’nın resmi bir inceleme başlatması bekleniyor. Şu ana kadar ne Çek kulübü ne de UEFA resmi bir açıklama yayınladı.

Çek basını sessiz kaldı, tartışma Türk medyasında büyüdü

Çek basınında, özellikle yerel medya organlarında maçla ilgili kadro bilgileri, taktik analizler ve Fenerbahçe’nin gelişi yer aldı; ancak pankarta dair açık bir haber, özür ya da kulüp beyanı yayımlanmadı. Bazı taraftar forumlarında pankartın savunulduğu, bazılarında ise “gerek yoktu, UEFA cezası alabiliriz” şeklinde yorumların yapıldığı görüldü.

Türk medyasında ise olay geniş yer buldu. Haberlerde pankart, “ırkçı söylem”, “nefret içerikli mesaj”, “Orta Çağ zihniyeti” gibi ifadelerle aktarıldı. Fenerbahçe cephesi henüz resmi bir açıklama yapmazken, taraftar grupları sosyal medya üzerinden UEFA’yı göreve çağırdı.

Tarihsel bir sözün modern futboldaki gölgesi

Bu pankart, yalnızca bir tribün gösterisi değil; tarihi bir söylemin günümüzde nasıl nefret aracı haline gelebileceğinin tartışmasına dönüştü. Kimilerine göre bu sadece tarihi ve ironik bir alıntıydı, kimilerine göre ise milliyetçi kışkırtma ve düşmanlığı yeniden üretme çabası.

UEFA’nın bu konuda harekete geçip geçmeyeceği, Viktoria Plzeň yönetiminin sorumluluk alıp almayacağı ve Çek basınında tartışmanın büyüyüp büyümeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.