"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,7192 %-0.05
53,5387 %0.79
6.716,00 % 1,28
3.547.021 %1.039
yazar
Akademisyen / Havacılık Yazarı
Tüm Yazıları

Havacılıkta Sessiz Baskı: Logbook Saatleri, Lisanslanma Süreci ve Teknisyenin Çıkmazı

YAYINLAMA:
Havacılıkta Sessiz Baskı: Logbook Saatleri, Lisanslanma Süreci ve Teknisyenin Çıkmazı

   Havacılık sektörü dışarıdan bakıldığında çoğu zaman yalnızca uçaklardan, pilotlardan ve kusursuz operasyonlardan ibaretmiş gibi görünür. Ancak bu sistemin görünmeyen tarafında; gece gündüz demeden çalışan, ağır bakım ortamlarında fiziksel ve zihinsel yük taşıyan uçak bakım teknisyenleri bulunmaktadır.

   Uçağın güvenli şekilde havalanabilmesi için bakım personelinin attığı her imza, yaptığı her kontrol ve doldurduğu her kayıt hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bakım süreçleri yalnızca teknik bir faaliyet değil; aynı zamanda ciddi bir sorumluluk ve disiplin alanıdır.

   Son dönemde ise özellikle lisanslanma süreçleri kapsamında kullanılan bakım deneyimi defterleri (logbook) üzerinden yaşanan gelişmeler sektör içerisinde büyük bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bazı teknisyenlerin, logbook kapsamında açılan iş emirleri ve deneyim kayıtları nedeniyle iş akitlerinin feshedildiği, ciddi idari yaptırımlarla karşılaştığı konuşuluyor.

   Elbette burada çok temel bir gerçek vardır:
   Bakım kayıtları kutsaldır.
   Uçuş emniyetini ilgilendiren hiçbir süreçte usulsüzlük kabul edilemez.
   Gerçekte yapılmayan bir işlemin yapılmış gibi gösterilmesi ya da uygun olmayan kayıt süreçleri; havacılık kültürü açısından savunulamaz.

   Ancak meseleye yalnızca “birkaç personelin yaptığı hata” olarak bakmak, sektörün gerçek problemlerini görmezden gelmek anlamına gelir.

   Çünkü bugün sahada çalışan teknisyenlerin çok büyük bir kısmı aynı soruyu kendi içerisinde sormaktadır:

   “Madem bu süreçler yanlış, neden yıllardır sistem bizi bu noktaya itiyor?”

   Bu soru aslında sektörün en büyük kırılma noktalarından biridir.

   Uçak bakım sektöründe lisans almak dışarıdan düşünüldüğü kadar kolay bir süreç değildir. HBL-66 lisansı için personelin yalnızca modül sınavlarını geçmesi yetmez; aynı zamanda belirli bakım tecrübelerini kazanması, bu tecrübeleri kayıt altına alması ve teknik yeterliliğini ispatlaması gerekir.

   Teoride oldukça doğru görünen bu sistem, uygulamada ise çoğu zaman ciddi darboğazlar üretmektedir.

   Çünkü bakım organizasyonlarında operasyon baskısı son derece yüksektir.
   Uçak yerde kaldığında dakikalar bile milyonlarca liralık operasyonel kayıplara neden olabilir.
   Bu nedenle bakım süreçleri sürekli hız baskısı altında yürümektedir.

   Diğer tarafta ise genç teknisyenlerden aynı anda birçok şeyi başarmaları beklenmektedir:
 * Yoğun vardiya sistemine adapte olmaları,
 * Teknik yeterlilik kazanmaları,
 * İngilizce geliştirmeleri,
 * Modül sınavlarını vermeleri,
 * Lisans süreçlerini tamamlamaları,
 * Ve aynı zamanda operasyonu aksatmadan çalışmaları…

   Fakat çoğu zaman bu personellere sürdürülebilir bir gelişim sistemi sunulmamaktadır.

   Sahada birçok teknisyen yıllarca aynı şikâyeti dile getiriyor:
   “İşi öğrenmek istiyoruz ama operasyon temposundan öğrenmeye fırsat kalmıyor.”
   “Lisans sürecimizi tamamlamak istiyoruz ama yeterli planlama yapılmıyor.”
   “Deneyim kazanmamız bekleniyor ama sistem bizi sürekli hız baskısıyla çalıştırıyor.”

   İşte tam da bu noktada logbook konusu yalnızca bireysel bir kayıt meselesi olmaktan çıkıp sektörel bir kültür problemine dönüşüyor.

   Çünkü bazı organizasyonlarda personel; doğrudan söylenmese bile dolaylı biçimde sürekli “süreci yetiştirme” psikolojisine itiliyor.
   Bir süre sonra çalışanlar için şu düşünce oluşuyor:
   “Bu sistem zaten böyle ilerliyor.”
   “Bunu herkes yapıyor.”
   “Yoksa lisans süreci yıllarca uzayacak.”

   En tehlikeli nokta da tam olarak burasıdır.

   Çünkü sektörün normalleştirdiği her yanlış, bir süre sonra çalışan tarafından sistemin doğal parçası olarak görülmeye başlanıyor.

   Ardından denetim mekanizması devreye girdiğinde ise tüm yük sahadaki personele bırakılıyor.
   Kurumsal kültür, operasyon baskısı, yönetim anlayışı ve insan kaynağı planlaması çoğu zaman tartışılmıyor.
   Sanki bütün problem birkaç teknisyenin bireysel tercihlerinden ibaretmiş gibi bir tablo ortaya çıkıyor.

   Oysa havacılık gibi yüksek disiplin gerektiren sektörlerde kültür; bireysel davranışlardan daha belirleyicidir.

   Eğer bir organizasyonda çok sayıda personel benzer yöntemlere yöneliyorsa, orada yalnızca bireysel hata değil; sistemsel bir problem de vardır.

   Bugün uçak bakım sektöründe özellikle genç teknisyenler ciddi bir baskı altında çalışmaktadır.
   Ekonomik kaygılar, yüksek yaşam maliyetleri, gece vardiyaları, fiziksel yorgunluk, kariyer baskısı, otorite baskısı ve lisans sürecinin getirdiği stres; personeller üzerinde büyük bir psikolojik yük oluşturmaktadır.

   Buna rağmen bakım teknisyenleri çoğu zaman sektörün en az konuşulan meslek gruplarından biri olmaya devam etmektedir.

   Oysa havacılık sektörünün sürdürülebilirliği yalnızca yeni uçak yatırımlarıyla değil; nitelikli teknik insan kaynağının korunmasıyla mümkündür.

   Bugün artık şu soruların açık şekilde konuşulması gerekiyor:

 *  Lisans süreçleri gerçekten sürdürülebilir şekilde mi yönetiliyor?
 * Genç teknisyenlere yeterli mentor desteği sağlanıyor mu?
 * Operasyon baskısı ile eğitim süreçleri arasında sağlıklı denge kurulabiliyor mu?
 * İnsan kaynakları politikaları sahadaki gerçekliği ne kadar biliyor?
 * Teknik yöneticilerin ne kadarı gerçekten atölyenin içinden geliyor?
 * Ve en önemlisi:
   Sistemin ürettiği sorunların tamamını sahadaki personele yüklemek ne kadar adil?

   Bu yazı hiçbir şekilde usulsüzlüğü savunmak amacı taşımamaktadır.
   Uçuş emniyeti kırmızı çizgidir.
   Bakım kayıtlarının doğruluğu tartışmaya açık değildir.

   Ancak gerçek çözüm yalnızca cezalandırma mekanizmalarıyla da mümkün değildir.

   Çünkü baskı ile korku kültürü oluşturabilirsiniz;
   ama güçlü bir havacılık kültürü oluşturamazsınız.

   Gerçek çözüm; şeffaf, denetlenebilir, eğitim odaklı, insan kaynağını geliştiren, mentor destekli ve sürdürülebilir bir lisanslama sisteminden geçmektedir.

   Çünkü unutulmamalıdır ki;
   uçak bakım teknisyenleri yalnızca bakım yapan insanlar değildir.

   Onlar, gökyüzündeki güvenin yerdeki son imzasıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...