Havacılıkta Tecrübe Krizi: Kurumsal Hafıza Neden Kayboluyor?
Bir uçak bakım hangarından deneyimli bir teknisyen ayrıldığında yalnızca bir personel eksilmez. Beraberinde yılların tecrübesi, yüzlerce bakım operasyonundan süzülen bilgi birikimi ve çoğu zaman hiçbir prosedürde tam olarak yazmayan kurumsal hafıza da kapıdan çıkıp gider.
Asıl soru şudur:
Yerine yeni bir çalışan bulabilirsiniz. Peki aynı tecrübeyi ne kadar sürede geri kazanabilirsiniz?
Havacılık sektörü denildiğinde akla ilk olarak ileri teknoloji, yüksek güvenlik standartları ve karmaşık operasyonlar gelir. Ancak bu sistemlerin arkasında çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir unsur bulunmaktadır: Tecrübe.
Bir hava aracının güvenli şekilde uçabilmesi yalnızca teknik dokümanlara, bakım prosedürlerine veya teknolojik altyapıya bağlı değildir. Bu süreçlerin doğru uygulanmasını sağlayan ve yıllar içerisinde oluşan bilgi birikimini taşıyan insan kaynağı da en az diğer unsurlar kadar önemlidir. İşte tam da bu noktada son yıllarda sektörün karşı karşıya kaldığı önemli sorunlardan biri karşımıza çıkmaktadır: Kurumsal hafızanın kaybı.
Kurumsal hafıza, bir işletmenin yıllar boyunca elde ettiği bilgi, deneyim, uygulama alışkanlıkları ve çözüm yöntemlerinin toplamıdır. Özellikle havacılık gibi hata toleransının son derece düşük olduğu sektörlerde bu hafıza yalnızca kurumsal bir değer değil, aynı zamanda emniyet kültürünün de temel taşlarından biridir.
Bir teknisyenin yıllar içerisinde karşılaştığı sıra dışı arızalar, bir kalite uzmanının denetimlerde edindiği tecrübeler veya bir bakım planlamacısının operasyonel süreçlerde geliştirdiği çözüm yöntemleri çoğu zaman kitaplarda yazmaz. Bu bilgiler büyük ölçüde sahada edinilen deneyimlerle oluşur ve nesilden nesile aktarılarak yaşatılır.
Ancak son yıllarda havacılık sektöründe dikkat çeken bir değişim yaşanmaktadır. Özellikle deneyimli çalışanların emekliliğe ayrılması, farklı sektörlere yönelmesi veya yurt dışındaki fırsatları değerlendirmesi sonucunda önemli bir bilgi birikimi de kurumların dışına çıkmaktadır.
Geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığımız “Havacılıkta Sessiz Göç” başlıklı yazıda nitelikli çalışanların sektörden ayrılmasının nedenlerini ele almıştık. Fakat bu ayrılıkların etkisi yalnızca personel sayısındaki azalma ile sınırlı değildir. Asıl sorun, yıllar boyunca edinilmiş deneyimlerin de çalışanlarla birlikte sektörden uzaklaşmasıdır.
Çünkü havacılıkta kaybedilen her çalışan aynı zamanda kaybedilen bir deneyimdir.
Bugün birçok işletme yeni mezun çalışanları istihdam ederek insan kaynağı ihtiyacını karşılayabilmektedir. Ancak tecrübenin yerini kısa sürede doldurabilmek mümkün değildir. Çünkü havacılıkta deneyim yalnızca geçirilen çalışma süresiyle değil, karşılaşılan olaylar, çözülen problemler ve edinilen saha refleksleriyle oluşur.
Bazı arızalar vardır ki teknik dokümanlarda çözüm yolu açıkça yazsa bile, deneyimli bir teknisyen sorunun kaynağını birkaç dakika içerisinde tespit edebilirken aynı problem daha az deneyimli ekipler için saatler süren bir araştırma sürecine dönüşebilmektedir.
Bazı bakım süreçleri vardır ki prosedür aynıdır; ancak olası riskleri önceden görebilmek, geçmiş tecrübelerden beslenen bir öngörü gerektirir.
Bazı kararlar vardır ki onları doğru kılan şey yalnızca teknik bilgi değil, yıllar boyunca edinilmiş saha deneyimidir.
Bu nedenle tecrübe, havacılıkta yalnızca bireysel bir kazanım değil, kurumsal bir değerdir.
Bugün birçok işletme personel açığını kapatmaya odaklanırken aslında daha büyük bir riski gözden kaçırıyor olabilir: Bilgi açığı.
Bir kurumdan ayrılan deneyimli personelin yerine yeni bir çalışan alınabilir. Ancak on beş yıllık, yirmi yıllık veya otuz yıllık saha tecrübesi aynı hızla yerine konulamaz. Çünkü tecrübe satın alınamaz. Tecrübe zaman ister. Tecrübe yaşanmışlık ister. En önemlisi de tecrübe, henüz ortaya çıkmamış bir sorunu önceden görebilme yeteneği kazandırır.
Bir diğer önemli konu ise bilgi aktarımıdır. Geçmişte havacılık sektöründe usta-çırak ilişkisi daha belirgin bir yapıya sahipti. Tecrübeli çalışanlar bilgi ve deneyimlerini genç meslektaşlarına aktarır, böylece kurumsal hafıza korunurdu. Günümüzde ise yoğun iş temposu, vardiyalı çalışma sistemi, personel sirkülasyonu ve yüksek iş yükü nedeniyle bu aktarım süreçleri eskiye kıyasla daha sınırlı gerçekleşmektedir.
Sonuç olarak yeni nesil çalışanlar güçlü teorik bilgiyle sektöre adım atarken, deneyim aktarımındaki eksiklikler nedeniyle bazı kritik bilgilerin kurumsal hafıza içerisinde kaybolduğu görülmektedir.
Bu nedenle konuya yalnızca insan kaynakları perspektifinden bakmak yeterli değildir. Tecrübeli çalışanların ayrılması bir istihdam sorunu olduğu kadar bir bilgi yönetimi sorunudur. Hatta bazı durumlarda bir uçak bakım kuruluşu için en kritik kayıp, sahip olduğu ekipmanları değil, sahip olduğu insanları kaybetmesidir.
Peki çözüm nedir?
Öncelikle kurumların insan kaynağını yalnızca sayısal bir veri olarak görmemesi gerekmektedir. Deneyimli çalışanların bilgi birikimini koruyacak sistemler oluşturulmalı, mentorluk uygulamaları yaygınlaştırılmalı ve kritik görevlerde bilgi devri süreçleri kurumsal bir politika haline getirilmelidir.
Ayrıca emekliliğe yaklaşan veya uzun yıllardır sektörde görev yapan çalışanların deneyimlerinin kayıt altına alınması, teknik eğitimlerde saha örneklerine daha fazla yer verilmesi ve genç çalışanların deneyimli personellerle birlikte çalışma fırsatı bulması büyük önem taşımaktadır.
Unutulmamalıdır ki havacılık yalnızca teknolojiyle değil, insan deneyimiyle de ayakta duran bir sektördür.
Bugün filolar büyüyor. Yeni uçaklar filolara katılıyor. Yeni hangarlar açılıyor. Bakım teknolojileri gelişiyor.
Ancak havacılığın en değerli sermayesi hâlâ insandır.
Eğer deneyimli çalışanları koruyamaz ve onların bilgi birikimini yeni nesillere aktaramazsak, gelecekte uçaklarımız daha yeni olabilir; fakat sektörümüz daha tecrübeli olmayacaktır.
Çünkü havacılıkta bazı bilgiler kitaplardan öğrenilir; bazıları ise yalnızca yılların tecrübesiyle kazanılır.
