reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9493 %0.12
51,9846 %0.09
7.435,91 % 1,41
2.886.048 %-2.533

Başarılı Görünmek, Mutlu Olmaktan Daha mı Önemli?

YAYINLAMA:
Başarılı Görünmek, Mutlu Olmaktan Daha mı Önemli?

   Performans Toplumu Eleştirisi

   Günümüz toplumunda “başarılı olmak” çoğu zaman “başarılı görünmek” ile eş değer hâle geldi. Notlar, sertifikalar,ödüller,  sosyal medyada paylaşılan başarı anları, bitmeyen hedef listeleri… Tüm bunlar bireyin gerçekten ne hissettiğinden çok, dışarıdan nasıl göründüğüne odaklanmaktadır. Performans toplumu olarak adlandırılan bu yapıda insan, artık yalnızca yaşayan bir birey değil; sürekli kendini başkalarına kanıtlamaya ve kabullendirmeye çalışan bir birey haline dönüşüyor.

   Performans toplumu, bireye “yapabilirsin”, “daha fazlasını başarabilirsin” diye seslenir. İlk bakışta  cesaretlendirici gibi duran bu cümle, zamanla baskıya dönüşür. Çünkü bu toplum düzeninde sınırlar dışsal değildir;   kimse zorlamaz, birey kendini zorlar. Dinlenmek suçluluk, durmak başarısızlık, yetinmek ise tembellik olarak algılanır. Böylece mutluluk, ulaşılacak bir hedef olmaktan çıkıp ertelenen bir ödüle dönüşür: “Biraz daha çalışayım, sonra mutlu olurum.”

   Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Mutluluk gerçekten başarı sonucunda  mı gelir, yoksa başarı, mutlu olamayan bireyin kendini mutlu hissetme çabasının bir sonucu mudur? Performans toplumunda birey, içsel ihtiyaçlarını değil; beklentileri takip eder. Ne istediğini değil, toplumun beklentilerini önemser. Başarı artar gibi görünürken, içsel doyum azalır.

   Daha da çarpıcı olan, başarının görünür olması zorunluluğudur. Sadece başarmak yetmez; başardığını kanıtlamak ve göstermek  gerekir. Bu durum, bireyi sürekli rekabete sokar. Başkalarının başarıları, insanın kendisini sorgulamasına sebep olur. Oysa mutluluk rekabete dayanmaz; bireyseldir, sessizdir ve çoğu zaman gösterişsizdir.

   Performans toplumunun eleştirisi, başarıya karşı olmak değildir. Asıl eleştiri, mutluluğun değersizleştirilmesine yöneliktir. Üreten, gelişen, hedefleri olan birey elbette değerlidir. Ancak sadece performansıyla var olan bir insan, yorulduğunda kendini değersiz hissetmeye başlar. Bu da uzun vadede tükenmişlik, anlamsızlık ve içsel boşluk duygularını beraberinde getirir.  Sürekli başarılı olmak istemenin temelinde hayatın sürekli değişmesi ve gelişmesi yatar.

   Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur: Başarılı görünmek kimin için önemlidir? Toplum için mi yoksa bireyin kendisi için mi? Gerçek mutluluk, çoğu zaman alkışlanmaz. Ama insanı ayakta tutan da tam olarak budur. Performansın değil, insan olmanın merkeze alındığı bir yaşam; belki daha az parlak ama çok daha gerçektir

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...