Geri Gelmeyenler
Kıymetli okurlar,
“Hayatta dört şey geri gelmez; Söylenen söz, atılan ok, geçip giden zaman, kaçırılan fırsat.” Hz. Ömer’e atfedilmiş bu söz derin bir hakikati hatırlatır bize. Hayatta kimi olayların, bir kez yaşanması durumunda artık geri dönüşü yoktur. Ne pişmanlık, ne özür, ne de zaman ilaç olur. Hiçbiri onları eski hâline getiremez. “Geri alamayacağınız dört şey” diye andıklarımız, aslında insanın bütün hayatına yayılan derin bir gerçeği fısıldar bize.
Bir söz söylendikten sonra geri alınamaz. Ağızdan çıkan kelimeler, bazen bir kurşun kadar yaralayıcı, bazen de bir merhem kadar iyileştiricidir. Ama hangisi olursa olsun, söylendikten sonra artık sahibinden çıkar. “Öyle demek istememiştim, senin iyiliğin için dedim.” ve sair sözler, çoğu zaman kırılan kalpleri onarmaya yetmez. Çünkü söz, hedefini bulmuştur bile.
Bir ok atıldıktan sonra sadece gerçek anlamıyla değil, mecazi olarak da geri gelmez. Atılan her suçlama, yapılan her önyargılı yaklaşım bir oktur aslında. Ok havadayken belki durdurulabilir gibi gelir insana ama yere düştüğünde açılan yarayı eski hâline getirmek imkânsızdır.
Bir fırsat kaçtıktan sonra… Hayat bize her zaman ikinci bir kapı açmaz. Bazı trenler gerçekten bir kez gelir. Ertelediklerimiz, cesaret edemediklerimiz ya da değerini bilmediklerimiz, birgün sessizce çekip gider. O an fark etmeyiz belki ama geriye dönüp baktığımızda, “keşke” kelimesi en ağır yük olur.
Zaman akıp gittikten sonra geri gelmez. Ne durdurabiliriz ne de satın alabiliriz. Zaman, en adil ama en acımasız hakemdir. Herkese eşit başlar ama kimine fark ettirmeden tükenir. Bugün “yarın yaparım” dediğimiz her şey, aslında zamandan borç almaktır.
Bu söze beşinci madde ekleyecek olsaydım “Güven kaybolduktan sonra bir daha geri gelmez.” derdim. Ve belki de en üzücü madde de bu olurdu. Klişe bir benzetme olacak ancak “Kırılan bir vazo yapıştırılabilir ama çatlakları hep kalır.” Güven de vazoya benzer. Yeniden inşa edilebilir belki ama asla eskisi gibi olmaz. Şüphe, en sağlam bağların bile arasına sessizce sızar. Bu yüzden hayat, bizi sürekli daha dikkatli olmaya çağırır. Sözlerimizi seçmeye, ok atmadan önce düşünmeye, fırsatları küçümsememeye, zamanı ertelememeye ve güveni hoyratça harcamamaya özen göstermeliyiz. Çünkü bazı şeyler gerçekten bir daha geri gelmez. Ve insan, bunu çoğu zaman ancak kaybettikten sonra anlar.
