Hepimiz yoğun çalışıyoruz ama gerçekten verimli miyiz?
İnsan ve bulunduğu toplum varoluşundan beri üretim ve emek süreçlerinin içindedir. “Çalışmak” kavramı, üretim için sarf edilen emek ve enerji şeklinde tanımlanabilir. Bu kavramlarla ilgili zihnimizde doğrudan bir denklem oluşması kaçınılmazdır:
“Ne kadar çok çalışırsan o kadar çok üretirsin”
Gerçekten böyle midir?
Çalışan pek çok kişi için yoğunluk, işin doğal bir parçası. Uzun saatler, vardiyalar, fiziksel olarak zorlayıcı koşullar… Günün sonunda “çok yoruldum” demek neredeyse herkes için ortak bir deneyim. Bu noktada şu soru sorulabilir: Bu yoğunluk gerçekten verimli mi?
Çoğu zaman gün, sürekli bir koşturma hali içinde geçiyor. Bir iş bitmeden diğeri başlıyor, planlar sık sık değişiyor. Bu durum dikkatin sürekli dağılmasına neden oluyor. Böyle bir tempoda insan, doğal olarak günün sonunda çok iş yaptığını düşünüyor. Peki dolu olmak, verimli olmakla aynı şey midir?
Verimli çalışmak, zannedilenin aksine daha fazla iş yapmak anlamına gelmez. Asıl mesele, yapılan işin bir karşılık üretip üretmediğidir. Bazen gün içinde tamamlanan tek bir iş, saatler süren dağınık çalışmadan çok daha fazla değer yaratır. Ama insan zihni kolay ve kısa gibi görünen işlere yönelmeye programlıdır. Hâliyle kolay ve hızlı sonuç alınan işlerle günü doldurmayı tercih ediyoruz.
Diğer bir nokta ise zihinsel yorgunluk. Birçok çalışan, sürekli bölünen dikkat nedeniyle hak etmeden verim kaybı yaşamaktadır. Zihnimiz aynı anda birden fazla işi yapmaya uygun değildir. Bu nedenle programlı ve planlı olmak, özellikle işleri zamana yayarak aşama aşama bitirmek ve çalışan ile yönetici iş birliğinin buna uygun olması hem çalışan verimini hem de işin niteliğini olumlu etkiler.
Sürekli gözetim altında olmak gereksiz baskıya maruz kalmak, iş motivasyonunu ve verimi olumsuz etkiler. Bu noktada küçük değişiklikler olumlu gelişmeler sağlayabilir. Gün içindeki en önemli 1-2 işi belirlemek, mümkün olduğu kadar bölünmeden hareket etmek, eylem ve çalışma planları hazırlamak olumsuz durumlara karşı hoşgörülü tavır içerisinde ve hazırlık planına sahip olmak, gereksiz iş yükü oluşturacak durumları ve işleri belirleyip ertelemek ve zihinsel yorgunluğu göz ardı etmemeyi bilmek bunlardan bazılarıdır.
Sonuç olarak verimli çalışma konusunda yeniden düşünmemiz gerekiyor. Mesele daha çok çalışmak değil yapılan işin gerçekten bir karşılık ve anlam bulmasıdır. Yoğunluk her zaman kaçınılmaz olabilir ancak verimlilik çoğu zaman farkında olduğumuz bir eylemdir. Verimli olmak, hem çalışanın hem de ona bu fırsat ortamını sağlayacak yönetici ve işverenlerin desteğiyle mümkün olacaktır.
