DAYANIŞMA RUHU…
Toplum olarak çoğu zaman birbirimize karşı duyarsızlaştığımızı söyler, insanların artık eskisi kadar yardımlaşmadığından yakınırız. Günlük hayatın içinde buna dair pek çok örnek gösterebiliriz.
Ancak ne zaman büyük bir felaket yaşansa, milletimizin bambaşka bir yüzü ortaya çıkar.
Son günlerde yaşadığımız orman yangınları da bunu bir kez daha gösterdi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizin çeşitli bölgelerinde orman yangınları çıktı; bazıları ise kasıtlı olarak çıkarıldığı iddialarıyla gündeme geldi. Yangınlar hepimizi derinden yaralarken, aynı zamanda toplum olarak en güçlü yönlerimizden birini de yeniden hatırlattı: Dayanışma ruhumuzu.
Bunun en çarpıcı örneklerinden birini 6 Şubat 2023 depremlerinde yaşamıştık.
Hepimizin hafızasında yer eden “Pala Dayı”, iş makinesini deprem bölgesine ulaştırabilmek için normalde yaklaşık 13 saat süren yolu büyük bir fedakârlıkla 9 saatte katetmişti. Aradan üç buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen o görüntüler hâlâ hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor.
Sadece o değil…
Ülkenin dört bir yanından insanlar Kahramanmaraş’ın, Hatay’ın ve depremden etkilenen diğer şehirlerimizin yardımına koşmuş; ihtiyaçların çok üzerinde ayni ve nakdi yardımlar ulaştırılmıştı. Milletimiz, zor günlerde nasıl kenetlenebildiğini bütün dünyaya bir kez daha göstermişti.
Bugün de benzer bir tabloyu orman yangınlarında görüyoruz.
Ülkemizin farklı bölgelerinde çıkan yangınlara Orman Genel Müdürlüğü personeli hayatlarını tehlikeye atma pahasına müdahale ederken, köylülerimizin traktörleriyle su taşıması, belediyelerin ve çeşitli kamu kurumlarının ülkenin dört bir yanından yangın söndürme araçları göndermesi, dayanışma ruhumuzun hâlâ ne kadar güçlü olduğunu göstermesi bakımından hepimize umut verdi.
Ancak orman yangınları bize başka bir gerçeği daha hatırlattı.
Kırsal nüfusun artırılması ve özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticilerin desteklenmesi artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir mesele hâline gelmiştir.
“Peki bunun orman yangınlarıyla ne ilgisi var?” diye sorabilirsiniz.
Cevabı oldukça basit.
Dağlık ve ormanlık bölgelerde kontrollü keçi yetiştiriciliği yapıldığında, keçiler orman tabanındaki kuru otları, dikenli çalıları ve kolay tutuşabilen bitki örtüsünü temizlemektedir. Bu doğal otlatma yöntemi, yangınların yayılma hızını ve şiddetini azaltabilecek önemli unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak hepimiz biliyoruz ki gıda güvenliği, bir ülke için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir beka meselesidir.
Kırsaldaki nüfusu artırıp gençleştirebilir, tarım ve hayvancılığı yeniden cazip hâle getirebilirsek; hem et ve süt üretimini artırabilir, hem istihdama katkı sağlayabilir hem de dolaylı olarak orman yangınlarıyla mücadelede önemli bir avantaj elde edebiliriz.
Bazen çözüm, sandığımızdan çok daha yakınımızdadır.
Kalın sağlıcakla…
