"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,5356 %0.03
54,7453 %-0.14
6.191,81 % 0,27
3.029.383 %0.721

Arkası Açık Yeşil Mercedes’e Binmek

YAYINLAMA:
Arkası Açık Yeşil Mercedes’e Binmek

   Bu ülkede başarı, hâlâ otomobillerle ölçülüyor.
   Markalar, modeller, motor hacimleri…
   Bir gün “Mercedes’e binebilmek”, çoğu insan için hayatın zirvesi sayılıyor.
   O arabaya oturmak, sadece konfor değil; bir statü, bir kabul, bir alkış anlamına geliyor.
   Oturamamak, becerememişlik ve iktidarsızlık gibi bir şey.
   Ne yazık ki bu uğurda insanlar birbirini ezmeye, doğruları eğip bükmeye, hırsı erdem zannetmeye başladı. Yolda kalanı geçmek, düşeni görmezden gelmek, artık hayatın olağan refleksi maalesef.      Çünkü herkes o direksiyonun başına geçmek istiyor herkes “başaran” olmak istiyor. Ama hedef tek hangi yoldan gidildiğinin bir önemi yok. Geçerken kimin üstüne bastın kimi öldürdün bu da önemli değil. 
   Oysa kimse sormuyor: Uğruna bu kadar didindiğimiz şeyin sonunda ne var?
   Bir Mercedes’e binmek, gerçekten varmak mı, yoksa farkında olmadan başka bir yola mı girmek?
   Çünkü bir gün, herkes gerçekten Mercedes’e biner.
   Ama o Mercedes’in arkası açıktır, rengi de yeşil. Belki ufak marka farklılıkları olabilir arkası açık o yeşil araç Mercedes olmasa da hepimizin binmek için adeta öldüğümüz bir araçtır.

   Hatta o gün herkes karşımıza geçip el bağlar önümüzde ve kısa bir saltanat süreriz. 
   Evet…
   Sonunda hepimiz aynı araca biniyoruz. O an hiçbir fark kalmıyor: Ne marka, ne makam, ne unvan. Yıllarca koşturan insan, o yeşil aracın arkasında nihayet duruyor.
   Direksiyon başka bir elde, rotamız aynı: toprağın sessizliği.
   Arkası açık yeşil Mercedes, bu toplumun unutmakta olduğu bir hakikati fısıldar:
   Ölüm, eşitler. Ve biz, ölümü unuttukça her şeyin değerini kaybediyoruz. Ahlak, ölçü, utanç, merhamet. Hepsi ölümün unutturulduğu bir çağda yavaş yavaş çözülüyor.
   Bugün şehirlerde mezarlıklar bile görünmesin diye betonlarla çevriliyor.
   Cenaze törenleri aceleyle kaldırılıyor, ölüm bir “aksilik”, bir “rahatsızlık” gibi konuşuluyor.
   Oysa ölümü hatırlamak, yaşamanın terbiyesidir.
   Bir gün trafikte o yeşil Mercedes’i görünce, klaksona basmadan, başımızı çevirip bakmakta fayda var. Çünkü o araç, hepimize aynı dersi veriyor:

   Direksiyon sende sanıyorsun, ama yol çoktan çizilmiş.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...