"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
28°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,5710 %0.08
55,0112 %0.26
6.493,35 % 4,21
3.084.413 %1.023
yazar
Enerji İşçileri Sendikası Genel Başkanı
Tüm Yazıları

TEPKİSİZLİK…

YAYINLAMA:
TEPKİSİZLİK…

   Son dönemlerde hepimiz toplumdaki duyarsızlıktan ve insanların giderek tepkisiz hâle gelmesinden yakınır olduk.

   Peki, hiç düşündük mü? İnsanlar neden tepki vermiyor?

   Bu durum gerçekten umursamazlıktan mı kaynaklanıyor, yoksa altında yatan farklı psikolojik sebepler mi var?

   Psikolojide tepkisiz kalmak; “donma tepkisi” (freeze), apati (duygusal ilgisizlik) veya “öğrenilmiş çaresizlik” gibi savunma mekanizmalarıyla açıklanmaktadır. Başka bir ifadeyle bu durum, insan beyninin aşırı stres, travma veya yoğun baskı karşısında kendisini korumak ya da enerjisini muhafaza etmek için geliştirdiği doğal bir savunma mekanizmasıdır.

    Son elli yıllık süreci birlikte değerlendirdiğimizde, toplum psikolojisini derinden etkileyen birçok olayla karşı karşıya kaldığımızı görmekteyiz.

  * Askerî darbeler,
  * Ekonomik buhranlar, yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı,
  * Terör olayları ile şehirlerde, hatta zaman zaman kırsal bölgelerde artan suç olaylarının oluşturduğu güvenlik endişesi,
  * Köylerden kentlere yaşanan hızlı ve kontrolsüz göç sonucu insanların sağlıksız yaşam alanlarında, plansız şehirleşmenin oluşturduğu ve insan doğasına uygun olmayan yapılarda yaşamak zorunda kalması,
  * Eğitim sisteminde ahlaki ve insani değerlerin geri planda kalması; buna karşılık sınav odaklı, sadece bilgi yüklemeyi esas alan anlayışın çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu yoğun stres,
  * Milli ve manevi değerlerin yeni nesillere yeterince aktarılamaması,
  * Eğitim süreçlerinde aile ve devletin yönlendirici rolünün giderek zayıflaması, bu boşluğun ise çoğu zaman sosyal medya tarafından doldurulması,
  * Olumsuz olayların sürekli tekrar etmesi nedeniyle zamanla sıradanlaşması ve toplum tarafından kanıksanması…

   Bütün bu süreçler bir araya geldiğinde, toplum psikolojisi kendisini koruyabilmek adına çoğu zaman “tepkisiz kalmayı” tercih etmektedir.

   Peki çözüm nedir?

   Bu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim.

   Matematikte bir problemi çözebilmenin ilk şartı, problemin ne olduğunu doğru anlamaktır. Problemi doğru tespit etmeden çözüm üretmek mümkün değildir.

   Toplumsal sorunlar da bundan farklı değildir.

   Önce sorunun kaynağını doğru teşhis etmek gerekir. Çünkü anlamak, çözmenin yarısıdır.

   Kalın sağlıcakla…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...