"Haberin İşçisi"
İstanbul
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7436 %0.18
55,2510 %0.32
6.660,55 % 2,59
3.096.243 %1.31
yazar
Enerji İşçileri Sendikası Genel Başkanı
Tüm Yazıları

DÜNYANIN AHVALİ…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
DÜNYANIN AHVALİ…

   Bugünkü yazımızın konusu yine Bekri Mustafa.

   Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Bekri Mustafa, IV. Murat döneminde İstanbul’da yaşamış; zekâsı, hazırcevaplığı ve nüktedan kişiliğiyle ün salmış, hakkında yüzyıllardır fıkralar anlatılan renkli simalardan biridir. Onun fıkraları, yalnızca güldürmek için değil, düşündürmek için de anlatılır. İşte onlardan biri…

   Bekri Mustafa, Ayasofya Camii’nin arkasındaki mahallede oturmaktadır. Bir gün sabaha karşı içkisini içmiş, öğleye doğru uyanıp evinden çıkmıştır. İşine giderken Ayasofya Camii’nin önünden geçtiği sırada, başındaki kavuğu gören ve cenaze namazını kıldıracak imamı bulamayan cenaze sahipleri onu imam zanneder.

   Bekri Mustafa, imam olmadığını ne kadar söylese de cenaze sahipleri, başındaki kavuğa bakarak ona inanmazlar. İmamı bulamadıklarını, cenaze namazını mutlaka kıldırması gerektiğini söyleyerek ısrar ederler. Bekri Mustafa’nın bütün itirazlarına rağmen kolundan tutup onu musallada duran meftanın başına getirirler.

   Bekri Mustafa çaresiz cenaze namazını kıldırır.

   Namaz bittikten sonra tabutun örtüsünü hafifçe aralar, eğilir ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.

   Bu durum, cenaze yakınlarından birinin dikkatini çeker.

   Cenaze omuzlarda mezarlığa doğru götürülürken, merakına yenik düşen bir yakını Bekri Mustafa’nın yanına gelir ve sorar:

   “Bekri, cenaze namazından sonra gidip ölünün kulağına ne söyledin?”

   Bekri Mustafa gülümseyerek şu cevabı verir:

   “Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada sana bu dünyanın ahvalini sorarlarsa, ‘Bekri Mustafa imam oldu.’ dersin. Onlar gerisini anlar…”

   Aradan asırlar geçti.

   Ama insan ister istemez düşünüyor…

   Acaba bugün ahirete giden birine “Dünyanın ahvali nasıl?” diye sorsalar, o da aynı cevabı mı verirdi?

   Kalın sağlıcakla…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...