İZAHI OLMAYAN ŞEYLER…
İlkokul sıralarında hepimize, *"Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili, dört mevsimin aynı anda yaşandığı ve kendi kendine yetebilen bir ülkedir."* diye öğretildi. Biz de sınavlardan yüksek not alabilmek için bunu ezberledik ve yıllarca gururla anlattık.
Aradan yıllar geçti. Bu kez ülkemizle ilgili bambaşka değerlendirmeler yapılmaya başlandı.
Birleşmiş Milletler (BM) destekli raporlara göre, 2030 yılına kadar Türkiye topraklarının *yüzde 88'inin* çölleşme riski altında olduğu, ülkenin neredeyse tamamının kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu ifade ediliyor. Üstelik bu değerlendirmeler, BBC başta olmak üzere birçok uluslararası yayın kuruluşunda da yer alıyor.
Peki, hiç düşündük mü?
Bu raporların dayanağı nedir? Hangi veriler üzerinden bu sonuca varılıyor? Gerçekten anlatıldığı gibi bir tabloyla mı karşı karşıyayız?
Her yıl yaz ayları geldiğinde artık neyle karşılaşacağımızı ezbere biliyoruz. Daha sıcaklığı tam hissedemeden manşetler hazır oluyor: "Son yüzyılın en sıcak yazı", "Küresel ısınma artıyor", "Dünya yanıyor", “Yandık, bittik, kül olduk.”
Peki, yaz aylarında havaların sıcak olması gerçekten olağanüstü bir durum mu?
Yazın sıcak, kışın ise soğuk olması ilahi düzenin bir gereği. Nitekim bu yıl kış aylarında ülkemizde ve komşu ülkelerde kar ve yağmur yağışı oldukça iyi seviyelerde gerçekleşti. Hatta birçok bölgede barajların doluluk oranı arttığı için kapakların açılması gerekti. Yaz mevsiminde olmamıza rağmen, geçmiş yıllarla kıyaslandığında haziran, temmuz ve ağustos aylarının daha serin geçtiğini söyleyen değerlendirmeler de var.
Elbette iklim değişikliği ve küresel ısınma, bilim dünyasının üzerinde önemle durduğu konuların başında geliyor. Özellikle orman yangınları yaşandığında bu iki kavram neredeyse bütün tartışmaların merkezine yerleşiyor.
Her büyük yangından sonra benzer yorumları duyuyor, benzer manşetleri okuyoruz. Sanki hava sıcaklığı arttığında bütün soruların cevabı da hazır oluyor.
Oysa belki de asıl sormamız gereken soru şu: Orman yangınları gerçekten sadece hava sıcaklığının bir sonucu mu, yoksa sıcaklık konuşulurken başka ihtimalleri konuşmayı mı unutuyoruz?
Dünyanın farklı bölgelerinde ormanların bilinçli olarak yakıldığı, hatta uydularda bulunan lazer silahlarıyla yangınların çıkarıldığı; 5G teknolojisinin yaydığı frekanslara ve akıllı şehir projelerine engel oluşturduğu düşüncesiyle ormanların kasten yok edildiği yönünde çeşitli iddialar dile getiriliyor.
Bu iddiaların doğruluğu elbette ayrı bir tartışma konusu. Ancak bu ihtimallerin de tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünenler de var.
Kim ne yazarsa yazsın, kim hangi hesabı yaparsa yapsın...
Aylar öncesinden kuraklık senaryoları konuşuldu, "En sıcak yaz geliyor." manşetleri atıldı. Buna rağmen kış aylarında yağışlar bereketli geçti, birçok baraj doldu ve yaz mevsimi de beklenenden daha serin geçti. Demek ki insanın yaptığı her hesap, ilahi takdir karşısında aynı sonucu vermeyebiliyor.
Nitekim Âl-i İmrân Suresi'nin 54. ayeti bizlere şu hakikati hatırlatıyor:
“Onlar tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
Kalın sağlıcakla…
