reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2854 %0.22
50,2124 %-0.08
6.397,84 % 0,05
4.108.298 %-1.511

Unutmak En Büyük Afetimiz

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Unutmak En Büyük Afetimiz

     İki gün önce takvim yaprakları 17 Ağustos’u gösteriyordu. 26 yıl geçti üzerinden… Ama o gecenin karanlığı, saatlerin 03.02’yi gösterdiği an, hâlâ hafızalarda. 1999 Marmara Depremi yalnızca binaları değil, bir ülkenin güven duygusunu da yerle bir etmişti. On binlerce insanın hayatı, bir gecede yerle bir olan evlerle birlikte toprağa karıştı.

     Yıllar geçti, şehirler yeniden kuruldu. Fakat deprem gerçeği bir türlü değişmedi. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerle acıyı en ağır biçimde yeniden yaşadık. 11 il enkaza döndü, binlerce insan hayatını kaybetti. Marmara’dan sonra bu kez Güneydoğu’da aynı sahne vardı: çığlıklar, enkaz başında çaresiz bekleyiş, soğukta sabahlayan çocuklar…

     Ve daha dün gibi yakın bir tarihte, Balıkesir’de meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem, bize bu gerçeğin bitmediğini, bitmeyeceğini hatırlattı. Deprem ülkesinde yaşıyoruz ve her sarsıntıyla “hazır mıyız?” sorusu yeniden önümüze konuyor. Evet Türkiye bir deprem ülkesidir, ama felaketler ülkesi olmamalıdır.

     Ama afet yalnızca deprem değil. Son yıllarda Türkiye’nin birçok ilinde günlerce süren orman yangınlarıyla kavrulduk. Köyler, kasabalar alevlerin arasında kaldı. Karadeniz’de seller köprüleri, yolları, evleri yuttu. Yani doğa bize sürekli aynı mesajı veriyor: “Ben değişmem. Sen değişmek zorundasın.”

     Her felaketten sonra topluca aynı cümleyi kuruyoruz: “Unutmayacağız.” Ama asıl büyük afet belki de unutmamız. Yaşananların yıldönümlerinde birkaç sosyal medya paylaşımıyla yas tutuyoruz, sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ta ki yeni bir yıkım kapımızı çalana kadar…

     Gerçek şu ki, afetlerin şiddetini değil, hazırlıksızlığımızı tartışmalıyız. Sağlam binalar inşa etmek, dere yataklarına ev yapmamak, ormanları rant için feda etmemek, afet eğitimini bir kültür haline getirmek zorundayız. Çünkü doğa bize merhamet etmez, ama biz kendi ihmallerimizle kendimizi affetmiyoruz.

     Bir kez daha sormak gerek: Biz gerçekten ders aldık mı, yoksa sadece unutmaya mı alıştık?  

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...