reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2853 %0.23
50,2716 %0.04
6.411,73 % 0,27
4.121.439 %-0.607

Ekranın Karanlık Yüzü: Gençliği Şiddete Sürükleyen Yeni Tehlike

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Ekranın Karanlık Yüzü: Gençliği Şiddete Sürükleyen Yeni Tehlike

   Televizyon ve dijital platformlar artık yalnızca evimizin salonunda akan görüntülerden ibaret değil; gençlerin dünyasını şekillendiren, davranışlarını yönlendiren ve değer sistemlerini etkileyen güçlü birer sosyal aktöre dönüştü. Son yıllarda art arda karşımıza çıkan şiddet, suç ve illegal yaşam biçimlerini merkezine alan dizi, film ve dijital içerikler, gençlerin zihin dünyasında derin izler bırakıyor. Üstelik bu etki, artık sadece akademik araştırmaların konusu değil; sahada, adliyede ve toplumun her katmanında somut olarak karşımıza çıkıyor.

   Bugün gençler arasında artan kavga olayları, okul çevresindeki bıçakla yaralama vakaları, sosyal medyadan organize edilen şiddet içerikli buluşmalar tesadüf değil. Birçok gencin rol model olarak gördüğü karakterler, kanun tanımayan, suçu zekâ oyunu gibi sunan veya şiddeti bir gücün simgesi haline getiren figürler. Bu dizi, film ve dijital içeriklerde suçun romantize edilmesi, gençlerde “cezasızlık algısını” besliyor. Kötü karakterlerin kahramana dönüştürüldüğü bir kurguda büyüyen çocukların, gerçek hayatta sınırları doğru değerlendirebilmesi her geçen gün zorlaşıyor.

   Ebeveynler, öğretmenler, hatta biz hukukçular bile şu soruyu sıkça sorar olduk:
   “Gençler neden artık bu kadar kolay öfkeleniyor, neden bu kadar hızlı suç davranışına yöneliyor?”

   Yanıt, ekranın karanlık yüzünde gizli.

   Çünkü dizilerde, filmlerde ve dijital platformlardaki popüler içeriklerde sunulan dünya, gerçeği sakatlayan bir illüzyon üretiyor: Şiddet ‘kolay çözümmüş’ gibi gösteriliyor, suç ‘tarz’ hâline getiriliyor, tehlikeli tercihler ise ‘cesaret’ olarak pazarlanıyor. Genç zihinler bu kurguya ne kadar maruz kalırsa, gerçek ile hayal arasındaki çizgi o kadar silikleşiyor.

   Elbette suçu yalnızca dizilere ya da filmlere yüklemek kolaycılık olur. Ekonomik koşullar, aile içi iletişim sorunları, okul ortamındaki baskılar da tabloyu ağırlaştıran diğer faktörler. Ancak şu da bir gerçek: Medya; dizi, film ve sosyal medya içerikleriyle gençlerin davranışlarını etkileyen en hızlı ve en güçlü tetikleyicilerden biri.

   Bugün gelinen noktada yalnızca bir kültürel tartışma değil, aynı zamanda bir toplumsal güvenlik sorunu ile karşı karşıyayız. Çünkü ekranlarda masum görünen her sahne, sokakta çok daha ağır bir karşılığa dönüşebiliyor.

   Bu nedenle artık şu soruyu yüksek sesle sormamız gerekiyor:
   “Eğlence mi izliyoruz, yoksa geleceğimizi tehlikeye atan bir kültürel erozyonu mu?”

   Toplumun her kesimi; aileler, psikologlar, eğitimciler, hukukçular, yapımcılar ve dijital içerik üreticileri; bu meselede sorumluluk almak zorunda. Zira bugünün ekranları yarının gençliğini şekillendiriyor ve bu şeklin nasıl olacağı artık hepimizi ilgilendiriyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...