Makine Sesinden Daha Önemli: İş Sağlığı ve Güvenliği
Günlük hayatımızda çoğu zaman fark etmediğimiz ama her günümüzü etkileyen bir konu var; iş sağlığı ve güvenliği. Belki de sabah işe giderken, makinenin başında çalışırken ya da ofiste bilgisayar başında otururken düşündüğümüz son şey güvenliğimiz olmaktadır. Oysa tarih bize gösteriyor ki, işyerinde güvenlik bir lüks değil, gerekliliktir. Milattan önce Hammurabi Kanunları’nda, bir ustanın inşa ettiği bina çöker ve ev sahibi hayatını kaybederse, ustanın da ölümle cezalandırılması gerektiği yazmaktadır. Yani iş güvenliğine dair yaptırımlar, insanlık tarihinin en eski uygulamalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Eski Mısırlılar, Hipokrat, Platon ve Aristoteles gibi düşünürler de çalışma koşulları ve iş sağlığı üzerine fikirler geliştirmiş, bu alana katkı sağlamışlardır.
Sanayi Devrimi ise iş sağlığı açısından bir dönüm noktasıdır. Makineleşmenin üretimi artırması ile fabrikalar büyümüş, çalışma süreleri uzamış ve çocuklar ile kadınlar da üretime katılmıştır. Bu süreç, iş kazaları ve meslek hastalıklarını ciddi ölçüde artırmıştır. Devletler, işçileri korumak ve güvenli çalışma ortamları sağlamak zorunda kalmıştır. Çalışma saatlerinin sınırlandırılması, çocuk işçiliğinin önlenmesi ve makinelerin güvenli kullanımı gibi düzenlemeler bu dönemde ortaya çıkmıştır. 1833’te çıkarılan Fabrika Yasası, fabrikaları denetleyen ve çalışma koşullarını izleyen ilk resmi iş güvenliği görevlilerini hayata geçirmiştir.
Uluslararası düzeyde ise, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurulmasıyla iş sağlığı ve güvenliğinin evrensel bir hak olduğunun benimsenmesine katkı sağlamıştır. Birçok ülke ILO’nun sözleşme ve tavsiye kararlarını örnek alarak sözleşmelerini bu doğrultu da hazırlamışlardır. Fabrikaların artması ve işyerlerindeki toz, kimyasal ve tehlikeli ortamlara maruz kalınması, işyeri hekimliği ihtiyacını da zorunlu hâle getirmiştir.
Günümüzde iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, işte tam bu tarihsel sürecin ürünüdür. Türkiye’de modern anlamda İSG profesyonelleri, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile resmileşti. İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli artık kanunla tanımlanmış meslekler olarak görev yapıyor. 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 64.145 iş güvenliği uzmanı ve 28.323 işyeri hekimi bulunuyor. 2024 TÜİK verilerine göre toplam aktif işyeri sayısı ise 3,94 milyon.
İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda en önemli sorumluluğu üstlenmektedir. Çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak, işyerini güvenli hâle getirmek, risk değerlendirmesi yapmak, gerekli kişisel koruyucu donanımları sağlamak ve çalışanları eğitmek işverenin görevidir. İşverenler, bu sorumluluğu yerine getirerek sadece yasaları uygulamakla kalmaz, aynı zamanda iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine de katkıda bulunmaktadır.
Özellikle orta ve büyük ölçekli işletmelerde kurulan OSGB (Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi) merkezleri, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesinde kritik rol oynamaktadır. Bu merkezler, risk değerlendirmelerinin yapılmasından çalışan eğitimlerinin organize edilmesine, işyeri denetimlerinden acil durum planlarının hazırlanmasına kadar birçok alanda aktif görev almaktadır. OSGB merkezleri sayesinde işverenler, İSG yükümlülüklerini yerine getirebilmekte ve çalışanların güvenli bir ortamda çalışmasını sağlamaktadır.
İş sağlığı ve güvenliği sadece yasalarla sınırlı değildir; kültürel bir bilinç meselesidir. İşyerinde güvenliği sağlamak, çalışan ile işveren arasında bir güven bağı oluşturur. Çalışan kendini güvende hissettiğinde motivasyonu artar, üretkenliği yükselir ve işyerinde pozitif bir ortam oluşur. Bu, sadece bir yönetim stratejisi değil, insan hayatına verilen değerin bir göstergesidir.
Sonuç olarak, güvenli bir işyeri yaratmak hem yasal bir zorunluluk hem de etik bir sorumluluktur. Tarih boyunca iş sağlığı ve güvenliği, insan hayatının korunması için atılmış adımların toplamıdır. Bugün modern dünyada işverenler ve çalışanlar, bu sorumluluğu paylaşarak kazaların ve meslek hastalıklarının önüne geçebilir. Unutmayalım ki güvenli bir işyeri, sadece bir kural değil; hayatı değerli kılan, insanı öncelik hâline getiren bir kültürdür.
