İcra ve İflas Hukukunda Gerçeğe Aykırı Beyan
İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen “gerçeğe aykırı beyanda bulunma” suçu, borçlunun icra takibi sürecinde sunduğu beyanların doğruluğunu teminat altına alan bir düzenlemedir.
Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşabilmesi için öncelikle İcra ve İflas Kanunu’ nun 60/4, 168/6 maddelerine göre borçluya tebliğ edilmiş olan ödeme ve icra emirlerinde gerçeğe aykırı beyanda bulunursa hapis cezası ile cezalandırılacağı ihtarının yapılmış olması gerekir. Ödeme veya icra emirlerinde böyle bir ihtar yoksa borçlu İİK’ nin 338. Maddesi’ ne göre gerçeğe aykırı beyanında bulunmaktan dolayı cezalandırılamaz.
Suçun faili kanuna göre beyanda bulunulması gereken durumlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunan borçlu kişidir. Bu suçun oluşması için gerçeğe aykırı beyanın mutlaka bizzat borçlu tarafından yapılması gerekmektedir. Vekili tarafından yapılacak yanlış beyandan borçlu sorumlu tutulmayacaktır fakat avukat da cezalandırılamaz; zira kendi adına değil asil adına işlem yapmıştır.
Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun faili kendisinden beyan istenen kişidir ve bu suçun mağduru kesinleşmiş icra takibindeki takip alacaklısıdır. Yasal zorunluluk olmadan yapılan beyanın gerçeğe aykırılığı suçu oluşturmaz. En çok rastlanılan yasal beyanlar mal beyanı ve haciz ihbarnamesine itirazdır. Yasal süre geçtikten sonra mal beyanında bulunulmuşsa geçerli bir mal beyanı olmadığından suç oluşturmaz.
Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşması bakımından tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi amaç veya saikin de önemi yoktur. Suçun yaptırımı üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Yapılan yargılama sonucunda bir yıl veya daha az süreli hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza suçlunun kişiliğine sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Yargıtay cezanın mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tanzim suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilemeyeceği görüşündedir. Suçun yaptırımı 1 yıla kadar hapis cezası olduğundan sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Seçenek yaptırım olarak uygulanan adli para cezasının ertelenmesi mümkün değildir. Ancak yargıç ekonomik ve kişisel durumlarını göz önünde bulundurarak kişiye adli para cezasına hükmedebilir. Adli para cezasını ödenmesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıldan fazla olmamak üzere süre verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitlere bölünerek ödenmesine karar verebilir. Taksit süresi 2 yılı geçemez, taksit miktarı dörtten az olamaz. Mükellefiyetini yerine getirmezse borçlu hakkında 1 yıla kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Ancak bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez.
Gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın borcunu ödeyerek dava ve cezasını düşürmesi lehine olacaktır.
