reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2853 %0.23
50,2716 %0.04
6.411,73 % 0,27
4.121.439 %-0.607

Kapitalizm ve Sosyalizm Arasında Sıkışan Türkiye

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kapitalizm ve Sosyalizm Arasında Sıkışan Türkiye

Enerji İşçisinin Hikâyesi

Dünya ekonomisinin en büyük tartışmalarından biri hâlâ aynı soruda düğümleniyor: Kapitalizm mi, sosyalizm mi? İki farklı sistem, iki farklı bakış açısı… Kapitalizm özel mülkiyet ve serbest piyasanın dinamizmini öne çıkarırken; sosyalizm eşitlik, devlet kontrolü ve toplumsal adalet iddiasıyla sahneye çıkıyor. Bugün birçok ülke, bu iki modelin harmanlandığı karma ekonomilerle yol alıyor. Türkiye de bu tartışmanın tam ortasında, bir denge arayışı içinde.

Kapitalizmin Getirdiği Fırsatlar ve Bedeller

Türkiye, 1980 sonrası neoliberal politikalarla birlikte kapitalist piyasa ekonomisine yöneldi. Enerji sektörü başta olmak üzere birçok alan özelleştirmelere açıldı. Rekabet, verimlilik ve yatırım çeşitliliği artarken; işçiler açısından tablo daha karanlık oldu. Kadrolu kamu çalışanlarının yerini taşeron işçiler aldı, iş güvencesi zayıfladı, ücretler düştü. İş güvenliği tedbirleri maliyet kalemi olarak görüldü; madenlerden enerji santrallerine, iş kazaları katlanarak arttı.

Kapitalizmin gücü ekonomiyi büyütmekteydi, ama faturası genellikle emekçinin alın terine kesildi. Enerji fiyatları serbest piyasa koşullarında yükseldi, halkın alım gücü daraldı.

Sosyalizmin Unutulan Güvenceleri

Oysa Türkiye’nin yakın geçmişinde farklı bir tablo vardı. 1960–1980 arası devletçi politikalarla enerji sektörü tamamen kamu eliyle yürütülüyordu. Barajlardan termik santrallere kadar dev yatırımlar devletin planlamasıyla gerçekleşti. İşçiler kadrolu, sendikalı ve güvenceliydi. Maaşlar daha istikrarlı, sosyal haklar daha güçlüydü. Enerji fiyatları sübvanse edilerek halkın erişimi kolaylaştırılıyordu.

Ama bürokrasi ve verimsizlik, bu modelin en büyük handikabı oldu. Kamu işletmelerinde hantallık arttı, ekonomik baskılar özelleştirme sürecini kaçınılmaz kıldı.

Bugünkü Tablo: Karma Modelin Çıkmazı

Bugün Türkiye enerji sektöründe karma bir modelle yol alıyor. Devlet tamamen çekilmiş değil; EPDK, BOTAŞ ve TPAO hâlâ sahada. Ama piyasanın hâkim gücü özel şirketlerde. Sonuç mu? Fiyatlarda dalgalanma, güvencesiz işçilik, zayıflayan sendikalaşma ve artan eşitsizlik.

Türkiye’nin sıkışmışlığı da tam burada: Kapitalizmin dinamizmiyle sosyalizmin güvenceleri arasında gidip gelen bir denge arayışı. Ne tam bir serbest piyasa ne de tam bir sosyal devlet…

Peki, Çıkış Nerede?

Bu tablo bize şunu gösteriyor: Ne kapitalizmin vahşi serbestliği ne de sosyalizmin hantal bürokrasisi tek başına çözüm. Türkiye’nin ihtiyacı, adalet ve rekabeti aynı potada eritecek bir karma model. Enerji sektöründe sendikal hakların güçlendirildiği, iş güvencesinin sağlandığı, yenilenebilir enerji yatırımlarının devlet destekli teşvik edildiği bir model…

Türkiye’nin ekonomik geleceği işte bu köprüde şekillenecek. Ve unutmayalım: O köprünün üzerinde yürüyenler, alın teriyle bu ülkenin ışığını yakan enerji işçileridir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...