reklam
reklam
"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2853 %0.23
50,2716 %0.04
6.411,73 % 0,27
4.121.439 %-0.607

TÜRKİYE’NİN ENERJİ DAMARI: ENERJİ İŞ KOLUNUN SESSİZ KAHRAMANLARI

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
TÜRKİYE’NİN ENERJİ DAMARI: ENERJİ İŞ KOLUNUN SESSİZ KAHRAMANLARI

Bir ülkenin alt yapısı yalnızca asfaltın altından geçen kablolardan, sayaç odalarından, yüksek gerilim hatlarından, enerji santrallerinden, doğalgaz hatlarından, sulama kanallarından, trafo merkezlerinden ve daha sayamadığımız enerji hatlarından ibaret değildir. 

Gündelik hayatımızda aslında üzerinde çok durmadığımız ama bir hareketimizle yaşam konforumuzu tarifsiz ölçüde kolaylaştıran her materyalin ardında her şeye rağmen işini severek yapan, baretini, eldivenini, tulumunu üzerine geçirdiğinde bizlerin yaşamına yalnızca emeğini değil hayatını ortak eden sessiz kahramanların alın teri yatar. İşte bu alın teri Hayatında ta kendisidir.

Ülkemizin enerjisine hayat veren bu önemli işkolu 14 Nolu Enerji İş koludur.
Resmî adı sade: Elektrik, doğalgaz, petrol ve benzeri enerji kaynaklarının üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti.
Ama sahadaki karşılığı çok daha başka bir şeydir:
Gece nöbetleri, tehlikeyle burun buruna arızlara müdahaleler, yerin üstünde ve altında arıza giderme savaşları, abone memnuniyetleri, ölçümlerle, iş adetleriyle ve ticari kaygılar arasında sıkışan hayatlar.

Hakkını ve Değerini Göremeyen Emek

Enerji iş kolunda çalışan biri, işi durduğunda sadece bir lamba sönmüyor.
Bir hastane karanlıkta kalıyor.
Bir fabrikanın üretimi duruyor.
Bir çocuğun ödevi yarım kalıyor.
Ama o işçiye ne zaman değer veriliyor? 
Ancak bir felaket olduğunda,
Bir arıza saatlerce sürdüğünde,
Veya sayaç patlayıp gündem olduğunda. 

Oysa enerji işçisi her gün, her vardiya, her mevsim çalışıyor.
Sıcak demiyor, soğuk demiyor.
Ama ne ücrette ne söz hakkında hak ettiği değeri buluyor. Grev yapma hakkı neden elinden alınıyor?

Özelleştirme Furyası

Bir başka büyük kırılma da buradan geliyor;
Özelleştirme dalgası…
Enerji sektörü bir süredir özel sektörün en gözde oyun alanı.
Ama bu oyun, emekçinin alın terini hep yedek kulübesine itiyor.
Performansa göre ücret…
Taşeron üstüne taşeron…
"Alt yüklenici" adı altında yetkisiz, güvencesiz, teşkilatsız bir kitle yaratılmak isteniyor.
Kamuda çalışan enerji işçisi “güvenceli” sayılıyor ama maaşı eriyor.
Özel sektördeki zaten sesini duyurmaya kalktığında kapı orada deniyor.
Sendikalı olanlar baskı görüyor, olmayanlar yalnızlaşıyor.

Yetkili ve Etkili Sendikalar Var Ama Nerede?

Enerji iş kolunda sendikalar var.
Ama sahada ne kadar var?

Şubelerinde ve müzakere masasının başında çoklar.
Ama trafo merkezine, şebekelere, santrallere uğrayan kaç sendika yöneticisi var?
Sayaç okuyan bir işçinin derdini kaç sendika genel merkez yöneticisi birebir dinliyor? Sayaç değiştiren işçilerin sıkıntılarına kaçı vakıf? Ya da bu sayaçlardan kaynaklı sıkıntıları kaçı biliyor, kaçı farkında, kaçı çözüm arıyor, kaçı üretilen fabrikasına kadar bu sıkıntıları ulaştırıp üretilen sayacın değişmesine vesile olabiliyor? Ya da kaçı sahaya kulak veriyor? Bunlar olacaksa da koltukları işgal ederek olmaz. İşçiyle kol kola, yan yana yol yürüyerek olur.

Dönüşen Enerji, Dönüşmeyen Zihinlerin elinde oyuncak ediliyor.

Enerji sektörü dönüşüyor.
Güneş geliyor, rüzgâr geliyor, hibrit sistemler kuruluyor.
Yapay zekâ ile arızalar uzaktan izleniyor, iş adetleri belirleniyor, yapay zekaya kulak veriliyor ama işin muhatabı olan enerji işçisine kulaklar sağır, gözler kör, vicdanlar mühürlü… 

Ne kadar yazık.

Eğitim verilince iş bitmiyor, işin karşılığı yarım kalıyor.
Ne görev tanımları güncelleniyor,
Ne de bu dönüşümün iş güvencesiyle çatışmaması için plan yapılıyor. Teknoloji ileri, ama işçi hep geride bırakılıyor.

Çözüm var ama…
Ama kimse gereken hassasiyeti göstermiyor.

İşkoluna özel eğitim ve gelişim akademileri kurulmuyor.

Teşkilatlanma üzerindeki baskılar kaldırılmıyor.

İş kolunda yetkili diğer sendikalar sahada ses getiren sendikalardan örnek almıyor.

TİS süreçlerinde çalışan görüşü gerçek anlamda dahil edilmiyor.

Enerji işkoluna özel çalışma koşulları, prim sistemleri ve risk tazminatları yeniden yasal güvenceye alınmıyor.

Kapitalizmin ve materyalizmin doruklara çıktığı ve aristokrat pragmatizminin bir kenara bırakıldığı, emeği külfet olarak değil marjinal değer olarak görmenin vakti geldi de geçiyor. Zaten bu iş kolunun en büyük problemi hatta ülkemizin en büyük problemi de budur. Tasarruf tedbirleri nedense hep işçiden başlıyor, işçi hakları hep çok kolay göz ardı ediliyor ya da görmezden geliniyor. Kamu hizmeti bahane ediliyor fakat bu hizmetin karşılığı gözle görülmüyor.

Nedense şu hiç akıllara gelmiyor? Bu iş kolu sadece bir meslek alanı değil bu ülkenin enerjisini üreten, taşıyan ve ayakta tutan görünmez omurgasıdır.

Son Söz

14 Nolu iş kolunun adı: Enerji.
Ama bu ülkenin enerjisiyle birlikte,
o enerjiyi taşıyanların ışığı her gün biraz daha kararıyor.

Toprağın altında, direklerin üstünde, trafonun içinde, sayaç odalarında santrallerde, şalt sahalarında, türbin odalarında ve sulama kanallarında can verme pahasına ter döken emekçi,
her vardiyada biraz daha unutuluyor…
Her kesintide suçlanan o oluyor.
Her çözümde unutulan da o.

Enerjiyi onlar üretiyor, onlar taşıyor, onlar dağıtıyor...
Ama seslerini duyan var mı?

Bu ülke enerjisiz kalamaz.
Ama enerjiyi üreten eller, değersiz kalabilir mi?

Görünmek istiyorlar.
Duyulmak istiyorlar.
Haklarının, onurlarının ve emeklerinin karşılığını istiyorlar.

Eğer bu sese kulak verilmezse, yarın sönen sadece enerjimiz değil,
vicdanlarınızın aydınlığı olur.

O zaman hiçbir jeneratör o karanlığı yeniden aydınlatamaz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...